04 Feb

Serbest Gezen İki Okul - Yeni Okul ve Meşe Palamudu’ndan hazırlık sınıfları – Ateş ve Cesaret

Şubat ayı yağmurlu ama kara kış ve soğuk kendini göstermedi henüz. Bu aralar lodos, güneş ve rüzgar etkili. Bu dönem elementimiz ateş. Şubat ve Mart aylarında ateşle meşgul olacağız sıkça.  

Yağmur dolayısıyla Permakamp yerleşkesinde yoğun çamur var. Bir sürü su birikintisi var içinde oynanacak. Orman yürüyüşlerimizde çayıra açılan yeni rotamız da çamur ve balçıkla dolu; bu yüzden kimi zaman aynı bugün olduğu gibi eski rotamızdan yürüyüp orman barınağımıza çıkıyoruz. Bu yürüyüş rotasından çoban ve sürüsü geçmediği için toprak zemini daha sert ve yapraklarla kaplı; yürümek daha kolay ve çamur çok daha az, balçık alanlarsa neredeyse hiç yok. 

Güne kısa bir oyun zamanı ile başlıyoruz. Çocuklar öğretmenleri ile birlikte oyun alanında güne açık havada başlamanın keyfini çıkarıyorlar. 20 dakika serbest zaman ve ardından atölyeler başlıyor. Bugün çok kalabalık olmadığımız için Meşe Palamudu ve Yeni Okul öğrencileri hep bir arada. Bir ekip Tolga ve Nesrin’le çalışmak üzere mutfağa giriyor. İki çocuk Tolga’yla birlikte meşhur Permakamp çorbasını hazırlıyor. İçinde yok yok çorbası; patates, soğan, havuç, mercimek, elma, kış kabağı, zerdeçal ve kimyon... Nesrin’le çalışan ekip önceden hazırlanmış ekşi maya hamuru ile pide yapıyor; öğle yemeği yetiştirme telaşındalar. Pidenin içi ve hamuru hazır, çocuklar hamuru açıp malzemeyi pidenin içine koyup kapatacaklar. Çocukların mutfaktaki sorumlulukları yaşlarına bağlı olarak değişiyor. Daha büyük çocuklar pidenin içine konan pazı, pırasa, patates ve peynirden oluşan iç harcını da hazırlıyor. Ama hazırlık sınıfı ile hamurları açıp pideleri doldurmak bile uzun soluklu bir iş. Dolayısıyla bu sene pide hamurunu açan hazırlık sınıfı, seneye kampa geldiğinde pidenin iç harcını da hazırlayabilecek. Dolayısıyla aslında hep aynı işleri yapıyor gibi görünsek de, yaşımız ve becerilerimiz değiştikçe bu işlere katılımımız ve sorumluluklarımız da sürekli değişmekte. 

Mutfakta pide hazırlanıyor ve bu pideler Permakamp’ın kerpiç fırınında ateşte pişecekler. Yani aslında mutfak çalışmaları da ateşle ilintili. Bu yüzden bahçe ekibi öncelikle kerpiç fırını ziyaret ediyor ve fırının ateşini besliyor bir süre. Etraftan kuru dal ve kozalak toplayıp kerpiç fırındaki ateşe atıyorlar. Öğle yemeğinde yiyecekleri pidelerin şimdi besledikleri ateşte pişeceğini konuşuyoruz birlikte. Ateşi iyice bir coşturduktan sonra fırının kapağını kapatıp sebze yataklarına çalışmaya gidiyoruz. Hem mutfak ekibi hem bahçe ekibi çalışırken fırın ısınacak, odunlar köze dönecek ve pideleri pişirmek için hazır hale gelecek.  

Bizim sebze yatakları çalışmalarımız hiç bitmeyecek gibi. Kimi zaman telaşlandığım bile oluyor bu işler bahara yetişecek mi, biz serada yetiştirdiğimiz fideleri toprağa geçirebilecek miyiz diye. Her sene aynı telaş ama mutlaka yetişiyor sonunda. Sebze yataklarından birini yontulmuş ağaç kabuğu ile örtüyoruz öncelikle. Hedefimiz toprağı koruyup beslemek ve bir malç yatağı oluşturmak. Önümüzdeki bir ay aynı yatağa sebze atıklarımızı da atacağız ve sonra yatağı bahara kadar dinlenmesi ve hazırlanması için rahat bırakacağız. Yatağı düşe kalka yontulmuş ağaç kabukları ile kapladıktan sonra dört köşesine soğan dikmek üzere harekete geçiyoruz. Bugün dört tarafını dönecek kadar soğan ekmeyeceğiz, ancak bir köşesinde çalışacağız, diğer bölümlere başka çocuklar dikim yapacak. Sebze yatağının kenarına yakın bir bölgeye sopalarla delikler açıyoruz; bu delikler soğanların yuvaları. Soğanların kökü ve filizleneceği yer neresi, önce ona bakıyoruz birlikte. Soğanları yarılarına kadar yuvalarına sokuyoruz ve üstlerini biraz örtüyoruz. Her soğanda kontrol ediyoruz, kök neresi, filizin çıkacağı yer neresi diye. Biz soğanları ekerken ve malç hazırlığı yaparken, bu sırada bir ekip de Seteney ile birlikte bitmek bilmeyen Hügel kültür ( http://peyzax.com/hugel-kultur-sadiye-kumru/ ) alanımızda çapa ile çalışıyor. Hügel alanını kazıp içini doldurma işimiz bitti ancak tepe oluşturma işinde henüz yavaş ilerliyoruz. Bahara yetişir diyorum içimden. 

Bahçe ve mutfak çalışmaları tamamlanınca açık sınıf çalışması yapmak üzere büyük kubbe yapıda toplanıyor çocuklar. Biraz kitap okuma, kitap karıştırma ve kısa bir sakinleşme zamanı. Yeni okul öğrencileri de Permakamp arazisini haritalandırmak üzere çalışıyorlar bu arada. Çocuklar açık sınıf çalışması yaparken biz bir telaş, fırında pideleri pişiriyoruz. Her sene biz de kendimizi geliştiriyoruz. Ama fırında pide zor iş doğrusu... 

Zaman akıp geçiyor ve hava yumuşak. Çocuklar açık havada yemek için toplanıyorlar. Önce çorbalar ve ekmek, ardından pide ve daha önce kendilerinin hazırladıkları turşuları yiyor çocuklar. Yemekten sonra yenmeyen artıklar hayvan dostlarımızın kovasına gidiyor her zamanki gibi. Sonra bulaşık sırasına giriyor çocuklar. Şu ana kadar bir çok şey yaptılar. Çalıştılar, yemeklerini hazırladılar, ateşi beslediler, çapa yapıp malç yatağı hazırlıklarına giriştiler, soğan diktiler, yemedikleri yemeğin çöp değil başka bir canlıyı besleyeceği bilgisini yeniden deneyimlediler ve sıra kendi bulaşıklarını yıkamaya geldi. Uzun soluklu ve sürekli tekrarlanan benzer çalışmalarla açık havada üretmek ve atıkların ayrılması gibi farklı becerileri içselleşecek bir deneyime dönüştürmeye çalışıyoruz her buluşmamızı. Tekrar ve tekrar benzer şeyler yaparak bu deneyimleri olağan ve gündelik hale getirmeye çalışıyoruz. Toprağın ve çamurun pis olmadığını, çöp diye bir şey olmadığını ve atıklarımızı ayırdığımız sürece bir kısmını tekrar kullanabileceğimizi, soğuk ve yağmur olsa da doğru ve donanımlı kıyafetlerle açık havada da çok eğlenebileceğimizi, doğanın bizden uzak değil tam burada olduğunu, sadece tatilde ve yazın değil şimdi ve her zaman kıymetli ve güzel olduğunu deneyimliyoruz. Bu deneyimleri içselleştirmek çok değerli ve bu ancak benzer şeyleri tekrar ederek mümkün. Bir çocuğun dişlerini fırçalamayı, ellerini yıkamayı öğrenmesi nasıl tekrara dayalı bir öğrenme süreci ise doğada hayatta kalma ve doğayı sevme becerileri de ancak sürekli tekrar edilerek edinilecek kazanımlar. Doğanın bizim hayat kaynağımız olduğu ve ona özen göstermenin kendimize özen göstermek olduğu gerçeğini içselleştirmeye çalışıyor bu düzenli ve tekrara dayanan Serbest Gezen Çocuklar buluşmalarımız. 

İşlerini tamamlayan çocuklar 30 dakika kadar serbest oyun oynuyorlar öğretmenlerinin eşliğinde. Ardından orman yürüyüşü başlıyor. Sadece bu mevsimde ve sadece ormanda görebileceğimiz kardelen çiçekleri karşılıyor bizi. Yosunlar daha bir yeşil, toprak daha bir kara, ağaçlar iyiden iyiye çıplak ama hepsi kış tomurcukları ile dolu baharı bekliyorlar. Orman birkaç kızıl gerdan ötüşü dışında sessiz. Ormanda devrilmiş ağaçların altından üstünden geçiyoruz, kardelenlere bakıyoruz, orman barınağımızı biraz onarıyoruz, sarmaşıklarda sallanıyoruz ve yağmurdan kayganlaşmış yamaçlarda orman kaydırağı diye bağırıp kayıyoruz. Bu deneyimlediklerimiz ancak bu mevsimde ve şimdi mümkün. İçselleştirilmiş gerçek doğa sevgisi belki de ancak ormanı her hali ile severek mümkün. Açık havada yürüyüp üşütmek değil de, açık havada tertemiz orman havasını soluyarak yapılan yürüyüşün bizi kuvvetlendirip pek çok hastalığa karşı güçlendirmesi de cabası.. Soğuk havada keyif alarak ormanda yürümenin, her mevsimi ve her haliyle doğayı tanımanın tam zamanı. Elbette bu deneyim cesaret gerektiriyor ve çocuklara bu cesareti verebilecek cesur öğretmenler, okullar ve ebeveynler gerekiyor. 

Güneş savaş 

Read 717 times Last modified on Montag, 10 Februar 2020 21:51

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

S.S.Permakamp
Riva Tüketim Kooperatifi

V.D. - Zincirlikuyu 7280400079
Adres - Gülbahar Mh. Avni Dilligil Sk. Akün Apt. No:20/4
İletişim : info@permakamp.com