Bugün BEM Okulları Bizimleydi. Yine yumuşak bir sonbahar günüydü. Hava kah bulutlu, kah azıcık yağmur serpintili ve ara ara güneşli. Orman sonbaharın muhteşem renklerine bürünmüş durumda. Sarının, kırmızının, kahverenginin, yosun yeşilinin envai çeşit tonu var etrafta. 

Güne yine sınıflara ayrılarak başladık. Bir sınıf Seteney ve öğretmenleri ile birlikte ormanın yolunu tutarken, diğer sınıf öğretmenleri, ben, Mehmet ve Bulut Ali ile Permakamp arazisinde kaldı. Serbest Gezen Çocuklar Programı’nın ek bir uygulaması var. Permakamp kurucu ailelerinin çocukları ara ara kolaylaştırıcılar ekibine dahil oluyorlar ve kendilerinden küçük çocuklara akran desteği veriyorlar. Karşılıklı bir öğrenme süreci bu. Bulut Ali çocukların çalışmalarına eşlik ederken, hem onlara yardımcı oluyor hem de kendisinden küçük çocuklarla farklı bir ilişki kurma imkanı buluyor. Çocuklar kendi yaşlarına yakın ama biraz büyükçe çocuklardan öğrenmeye çok açıklar. Bir alet kullanırken veya ormanda yürürken öncülük eden Bulut Ali, diğer çocuklara onların da bu işleri rahatlıkla yapabileceklerine dair bir örnek oluşturuyor. Bu rehberlik işi aynı zamanda Bulut Ali’nin kendi kabiliyetlerini fark etmesi ve geliştirmesi için önemli bir fırsat yaratıyor. Marangozhanede Mehmet’le usta çırak ilişkisini geliştirirken diğer çocuklar için de bir çeşit öncü oluyor. 

YeniOkul Hazırlık Sınıfı ve Meşe Palamudu Ana Sınıfları Bizimleydiler. Ilık bir sonbahar gününün tadını çıkardık bugün. Uzun uzun yağan yağmurlardan toprak suya doymuş durumda. Hanidir üzerinde çalıştığımız gölet artık yağmur suyuyla dolu; su hasadı hendeklerimiz de öyle. Arazide otların arasında bile yürürken vıcık vucuk sesler duyuyoruz. Her yer su. Su elementi ile ilgili konuşmalarımızı tamamladığımız aydayız. Suya hep birlikte doyduk diyebiliriz. Ama önümüz yine yağmur çamur. Gerçi su ile daha pek çok farklı şekilde oyunlar oynamaya devam edeceğiz; bu mevsimde en iyi oyun arkadaşımız su. Gelecek ay suyun hallerinden biri olan bulutları da uzun uzun inceleyeceğiz. Serbest Gezen Çocuklar Programı’nda mümkün olduğunca yavaş ve tekrara dayalı bir ritim kurmaya çalışıyoruz. Niyetimiz yaşadıklarımızı sindirecek, görecek, bakacak, dokunacak ve oynayacak zamanımızın olması. Çünkü sindirdiğimiz her duygu ve her deneyim bizim bir parçamız olma ihtimaline sahip. Ormanda arkadaşına yardım ederek yürümek, ormanla yakın temasa geçmek kıymetli deneyimler. Bir çocuk büyüdüğü zaman kendisi ve çevresi için neyin önemli olduğunu, ancak çocukluğunda biriktirdikleriyle kurgulayabiliyor. Ağacıyla, dikeniyle, çamuruyla, her şeyiyle, ormanın içinde uzun uzun zaman geçirmek her birimizin içine işleyen bir deneyim.  

Mustafa Aykın İlköğretim Okulu bizimleydi. İlk yağmur yürüyüşümüzü Mustafa Aykın öğrencileriyle yaptık bu sezon. İnce ince yağan yağmur, biz ormana vardığımızda biraz hızlandı; neyse ki yapraklar bizi bir miktar korudular ıslanmaktan. Biz 1. Sınıf öğrencileriyle birlikte yağmur çamur demeden orman yoluna düşmüşken, 4. Sınıf öğrencileri kampta kaldılar ve açık sınıf çalışmasına başladılar. Açık sınıf çalışmasının ardından turşu ekibi ve marangozhane ekibi olarak ikiye ayrıldılar. Marangozhanedekiler odunluk ağaç kütüklerinden bardak altlıkları kesip zımparaladılar. Orman yoluna çıkmadan önce kuru kalabilmek için, mümkün olduğunca sakin yağmursuz çalışmalar yapıldı. 4. Sınıflar kampta yağmurdan sakınadursunlar, biz ormanda ağzımızı açarak yağmur damlalarını yakalama oyunu oynuyorduk.

YeniOkul bizimleydi bugün. İkinci tur buluşmalarımız başladı bile. YeniOkul’dan 1. Sınıf, 2. Sınıf ve 4. Sınıf’lar bizimleydiler bugün. Daha henüz ikinci buluşma olmasına rağmen hepimiz pek bir rahattık bu defa. Çok işimiz vardı bugün. Sabah çocuklarla beraber araziye bir de traktör geldi. Zira şimdi bakla ve bezelye tohumu ekim zamanı. Önce çocuklar traktörü fethetti ?; üzerine tırmandılar, çevresinde dolandılar, tepesine oturdular. Traktör tohumları atacağımız alanı sürerken, biz de traktöre yakın alanlara iki ayrı sınıf olarak yerleştik. Bir platforma 2. Sınıf’lar, diğerine 1. Sınıf’lar, ve ellerimizde tohumlarla ilgili kitaplar. Traktör tarlayı süredursun, biz göz ucuyla traktörü izlerken tohumlarla ilgili hikayeler okuduk. Tarla ekim işine hazır olunca hep birlikte yan yana dizildik. Bir sınıfın elinde bakla tohumları, diğer sınıfın elinde bezelye tohumları. Yan yana dizilmiş vaziyette üçe kadar saydık ve birlikte bir adım ileri atıp tohumları saçtık önümüze. Bir, iki, üç, adım ve tohum... Aynı anda attık adımları, böylece tarlaya eşit miktarda serpmeye çalıştık tohumları.

5 kasım 2017 Permakamp Günü konusu duyurduğumuz gibi  Boza, kombucha çayı ve buğday suyu. Fermante içecekler serimiz devam etti yani. Ama standart bir Permakamp gününde birçok başka işte muhakkak planlanmıştır ya da ortaya o sırada çıkacaktır. Yapı ekibi domun içindeki platformun üretimini devam ettirdi. Buğday suyu şişelendi. Mutfakta haraket zaten hiç eksik olmuyor. Tüm bunların içinde toprağın nem seviyesi uygun olduğundan Bakla Bezelye ekimi yapabildik. Bunların dışında zaten çocukların kendilerine ait bir düzenleri var. Bize ise bu düzeni anlamak ve sürdürebilmeleri için onlara nasıl destek olabileceğimizi keşfetmek kalıyor. Önerilerimiz olabilir ama öneri kötü ise zaten pek ilgi görmez. İyi bir öneriye ise hiçbir çocuk hayır demez.

Published in Öğümce Günceleri
Page 7 of 7

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

S.S.Permakamp
Riva Tüketim Kooperatifi

V.D. - Zincirlikuyu 7280400079
Adres - Gülbahar Mh. Avni Dilligil Sk. Akün Apt. No:20/4
İletişim : info@permakamp.com