Serbest Gezen Bir Okul - YeniOkul İlköğretim ve Ortaokulu - Bir Çocuğu Dışarı Çıkarmanın En İyi Yolu Onunla Birlikte Gitmek
05 Mar

Serbest Gezen Bir Okul - YeniOkul İlköğretim ve Ortaokulu - Bir Çocuğu Dışarı Çıkarmanın En İyi Yolu Onunla Birlikte Gitmek

YeniOkul ilk ve orta okulları bizimle beraberdi.Bahar hepimizde yoğun bir coşku yaratıyor, ve bir özgür olma arzusu. Bu arzu çocuklarda çok daha kuvvetli ve görünür bir halde bu dönemde. Kampa gelen çocuklarda bir isyan hali. “Burada da mı program? Serbest oynayamaz mıyız?” Evet, üstelik buna çok ihtiyaçları var aslında. Programlanmamış boş zamanlara, yapılandırılmamış alanlarda ve zamanlarda kendi başlarına veya arkadaşlarıyla oyun oynamaya. Bu bir çocuğun en birincil hakkı. Peki ne oldu da, çocukların en doğal hakları için hiç zamanları kalmadı? Bu aslında hepimizin kendine sorması gereken, üstünde düşünüp taşınıp eyleme geçmemizi gerektiren bir soru. Serbest Gezen Çocuklar Programı çok kapsamlı bir program olmasına rağmen, kimi zaman her şeyden vazgeçip uzun boş zamanlar yaratıyoruz çocuklara. Ama yeterli olması o kadar zor ki.

Bugün olağan akışımız doğrultusunda serbest oyunla başladık güne, ama serbest oyun zamanı yetmedi çocuklara. 4. Sınıflar Mehmet’le beraber orman yürüyüşüne çıktılar; ben, Seteney, Nesrin ve Tolga, diğerleriyle birlikte Permakamp’ta kaldık. Bizim gruptakiler biraz daha serbest oynadılar. Ardından toparlanmaları biraz zor olduysa da, 1. Sınıflar öğretmenleriyle açık sınıf çalışması yapmak üzere Dom’a girdiler, 2. Sınıflar ise bir proje kapsamında aramıza katılan Abdurrahman’la birlikte yoga platformunda toplandılar. Abdurrahman 2. sınıf öğrencileri ile bir yarışmaya katılıyor bu sene, doğa dostu teknolojiler üzerine. Yarışma için bir böcek oteli yapacaklar. Bugün Permakamp’ta Abdurrahman’la birlikte doğa dostu teknolojinin ne olduğu hakkında ve böcekler üzerine uzun uzun konuştular, arazide dolandılar, düşüncelerini kağıtlara resmettiler ve bizim mevcut böcek otelimizi ziyaret ettiler. Bu arada artık bizim de bir bakım yapmamız gerekiyor otelimize. 2. Sınıflar börtü böcek peşinde dolaşadursunlar, 1. Sınıflar açık sınıf çalışmasının ardından iki ekibe ayrıldılar. Nesrin’le beraber ekşi maya ekmek yapanlar ve Seteney’le balmumundan mum yapanlar. Mum yapan ekip sabır gerektiren bir yöntemle çalıştı. Mum yaparken, bir sonraki adıma geçmeden balmumunun yavaş yavaş donmasını beklemek gerekiyor.

Çocuklar beklerken masa başında kendi aralarında tatlı sohbetlere daldılar. Seteney ve öğretmenleri Gökhan’la beraber sabretmek üzerine çalıştılar diyebiliriz aslında. Öğle yemeği zamanı gelince eller yıkandı ve açık alanda masaların etrafında toplanıldı. Çorbalar içildi, sandviçler yendi. Yemek sonrası çöpler ayrı ayrı kovalara atıldı (plastikler ve peçeteler bir kovaya, yenilebilir artıklar başka bir kovaya). Sonra çorba kaseleri yıkandı ve oyun zamanı başladı. Geçen sene tam mutfağın karşısındaki sulak hendekte çok oyun oynanırdı, bu sene ise derenin yakınındaki hendek ve derenin yanı revaçta. Çocuklar zaman geçtikçe, gözden uzak, kendi başlarına oynayabildikleri alanlara ihtiyaç duyuyorlar. Böyle durumlarda da bizim arazide geniş turlar atmamız gerekiyor. Çocukları bunaltmadan çevrelerinde olmak şart. 

Saat 13:20 suları, bu kez 1. ve 2. Sınıflar çıkıyor orman yürüyüşüne; 4. Sınıflar ise Mehmet, Nesrin ve Tolga’yla Permakamp’ta kalıyorlar. Sabahtan öğleye kadar sürekli isyan bayrakları çeken, serbest kalmak isteyen 2. Sınıflar ormanda sakinlemiş bir haldeler. Şikayetler geride, kampta kaldı bu defa galiba. Keyifle ve sohbet ederek tırmanıyoruz ormanın derinliklerine. Her yerde çuha çiçekleri ve kardelenler. Uzun bir yürüyüşten sonra her zaman geldiğimiz açıklığa varıyoruz. Etrafa dağılıp kendi işlerine dalıyor çocuklar. Yanındaki kuru yemişleri arkadaşları ile paylaşarak yiyenler, çakı ile dal yontanlar, sadece muhabbet edenler. Herkes yumuşak. Bir süre böylece aylaklık ettikten sonra, benim devrik ağaçlar ülkesi dediğim alana doğru düşüyoruz yola. Bir çalı tünelinden geçtikten sonra sanki farklı bir ormana giriyoruz. Bu alanda pek çok ağaç devrilmiş durumda. Burada da ağaçlar yapraksız ama burası daha loş ve daha yaban. Çevredeki devrik ağaçlara dağılıp oyunlar oynuyoruz. Tırmanıyoruz, iniyoruz, dolanıyoruz. Yavaş yavaş Permakamp’a dönme zamanı geliyor.

Yine şikayet etmeden, sallana yuvarlana, koşa zıplaya iniyoruz aşağıya. Ormana gelmesek de oyun oynasak diyen ekibin ormandan çıkası yok. “Hadi dönelim!” “Yok biraz daha kalsak ya? Şu kayaya da tırmansak, bu yamaçtan da kaysak?” Peki biraz daha kalıyoruz ormanda. Orman iyi geliyor yine her birimize. Kızgınlıklarımız, taşkınlıklarımız geçip gidiyor. Birlikte ormanda olmak çok güzel. Yavaş yavaş toparlanıp dönüyoruz Permakamp’a. Kampta ateş başında patlamış mısır bizi bekliyor. 4. Sınıf öğrencileri önce ekşi maya ekmek yapmışlar, sonra da ateş başında oturmak için tahtadan bir bank. Ateş usul usul yanmakta. Mısırlarımızı avuç avuç yedikten sonra, üst baş değişimi zamanı geliyor. Sonrası malum, okul yolu. Çocuklar biraz yorgun ama akılları kampta; bir yolu olmalı doğada daha uzun oyun oynamanın... 

 

 Güneş Savaş

 

Read 493 times Last modified on dimanche, 17 mars 2019 22:22

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com