18 Ott

Serbest Gezen Bir Okul - Mustafa Aykın İlköğretim - Her Yer Mantar.

Bugün Mustafa Aykın İlköğretim Okulu’ndan 1.Sınıflar ve 4. Sınıflar bizimleydiler.Yağmura doymuş orman toprağı, ekim ayının meyvelerini her yana saçmış durumda; her yer çeşit çeşit mantar dolu. Orman yürüyüşünde ve kampta pek çok mantar gördük bugün. Bu yıl Serbest Gezen Çocuklar Programı’nın üçüncü yılı. Mustafa Aykın okulu en başından beri birlikte çalıştığımız okullardan biri. Hatta geçen sene 4. Sınıfları birlikte mezun ettik bile diyebilirim J. Bu yıl sevgili Gülçin öğretmen 1. Sınıf öğrencileriyle birlikte bizimle beraber yeniden. Didem öğretmen de bir yaş daha büyüttüğü 4. Sınıf öğrencileriyle geldi bugün. Heyecan ve coşkuyu tarif etmek pek zor. Uzun bir aradan sonra kavuşma heyecanı ve yeni gelen 1. Sınıfların alışma telaşı...  Gecikmelerle de olsa günlük rutinimizi uygulamaya başladık. 1. Sınıf Senem ve Mehmet’le beraber orman yürüyüşüne çıktı.

Yanlarında da bir grup köpek. Arazinin girişine ne yazık ki pek çok köpek bırakılıyor. Belediye bu köpeklerin aşılamasını yaptıktan sonra tekrar salıyor aynı bölgeye. Biz de kamptaki artıklarla ve hatta çoğu zaman onlara bir şeyle pişirmek suretiyle elimizden geldiğince beslemeye çalışıyoruz bu köpekleri.

Köpekler de sadık ve dost canlısı hayvanlar olarak, biz ne zaman yürüyüşe çıksak, bizimle birlikte geliyorlar ormana. Aslında bu çok faydalı da oluyor, zira girdiğimiz orman yaban bir orman. Pek çok yaban hayvanın evi. Köpeklerin kokuları yaban hayvanlarının bizden uzak durmalarını sağlıyor, tabii şayet feci gürültümüzden dolayı ürkmemiş ve saklanacak delik bulamamış hayvan kaldıysa eğer geride; onlar da zaten köpekleri fark edince uzaklaşıyorlar hızlıca J.  Ama şehir hayatı alışkanlıklarımızla, bu iri köpekler bazı yetişkinleri ve doğal olarak çocukları ürkütebiliyor. Biz şimdiye kadar hep çocukların köpeklerle ve hayvanlarla dostluklarını ve ilişkilerini geliştirebildikleri güvenli ortamlar oluşturmayı hedefledik. Zamanla çok yol alıyoruz, ama ilk karşılaşmalar beklenebileceği üzere her zaman kolay olmuyor... Küçükler, köpeklerle birlikte ilk orman yürüyüşlerini yapıp, ıslak, kaygan ve güvensiz orman zeminini, mantarları ve dikenleri keşfede dursunlar, biz büyüklerle arazide gölet, sulak alan ve güvenli bir şekilde çapa yapmayı anımsama üzerine çalışmalar yapıyoruz. 15 dakikalık serbest oyun zamanının ardından çocuklar Dom’a açık sınıf çalışması yapmaya giriyorlar. Didem öğretmen okulda kayaçlarla ilgili ders konusunu yeni bitirdiğinden, Permakamp’ta da biraz bu konuya yoğunlaşmayı tercih ediyor. Biz de kütüphanemizden bu konuyla ilgili kaynaklarımızı ortaya çıkarıyoruz. Araziden taşlar toplanıyor ve benim kendi koleksiyonumdan getirdiğim değerli bazı taşları inceliyorlar. Sınıf çalışması uzadıkça uzuyor, zorla çıkarıyorum çocukları Dom’dan J; geçen seneden kalma Permakamp gözlem defterlerine bir dolu çizim yapıp notlar alıyorlar. Sınıftan çıkınca, pergolaya Nersin’le turşu kurmaya giren bir ekip ve benimle bahçede çapa yapacak ekip olarak ikiye ayrılıyoruz. Çapa yapan ekip sebze yatakları hazırlığında çalışıyor, bir de gölet yapımında.

Ne var ki tüm çocuklar yüksek bir enerjiyle dolular. Araya uzun zaman girmiş çapa yapmayalı. Bu çapa çalışmasını sakin ve güvenli bir şekilde yapamayacağımızı anlıyoruz 10 dakikanın ardından ve bunun üzerine küreklerle çalışmaya devam ediyoruz J. Orman ekibi araziye dönünce, birlikte çorbalarımızı içip yemek yiyoruz. Her çocuk kendi çorba kasesini yıkıyor. Saat 13.00’da büyük sınıf orman yürüyüşüne çıkıyor, küçük sınıf ise arazide kalıyor. Serbest oyun zamanında şimdi onların fazladan 15 dakikalık bir süreleri var. Serbest oyunun ardından Dom’a açık sınıf çalışması yapmaya giriyorlar. Su üzerine, gölet habitatı üzerine okuyup konuşuyorlar, biz orman yolunu tırmanırken.  Açık sınıf çalışması bitince, Nesrin’le turşu kuranlar, Senem’le ve Mehmet’le ayrı ayrı çapaya giriş çalışması yapanlar olmak üzere üç ekibe ayrılıyorlar. Çapa ciddi bir iş; bir alet kullanmak, onun sorumluluğunu almak kıymetli bir deneyim.  Ayrıca turşu kurarken lahanaları, havuçları kesmek gerek, keserken bıçak kullanmak gerek. Bıçak kullanmanın adabını da öğrenmek gerek... Yavaşça ve sakince, ve elbette ufak tefek yaralanmalarla, bunu deneyimliyorlar. Bu sırada biz gördüğümüz mantarlara hayran, ormanın derinliklerinde ilerliyoruz. Bize diken, köpek falan tasa değil, keşfedilecek yeni yollar var... Özlediğimiz orman yürüyüşü sırasında üzerimizdeki fazla enerjileri toprağa, ağaçlara ve gökyüzüne teslim ediyoruz. Yanaklarımız kırmızı, gözlerimiz parlak... Halimizden memnunuz, keşke daha çok zamanımız olsa...

Güneş Savaş

Read 1114 times Last modified on Giovedì, 25 Ottobre 2018 00:22

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com