Serbest Gezen Bir Okul - Sultan Çiftliği İlköğretim - Dostumuz Köpekler
25 Ott

Serbest Gezen Bir Okul - Sultan Çiftliği İlköğretim - Dostumuz Köpekler

Sultan Çiftliği İlköğretim Okulu bizimleydi bugün.Güzel bir sonbahar günü. Ağaçların renkleri iyiden iyiye sarılara kızıllara dönmeye başladı buralarda. Her yerde uçuşan renk renk yapraklar. Arılar bir telaş kış uykusuna hazırlanıyorlar. Göç eden kuşlar semalarımızdan geçip gidiyor. Ilık sonbahar yavaşça çekeleyerek kışı getiriyor.

 Çocuklar pür neşe geliyorlar bu sabah Permakamp’a. Tıpkı cıvıldayan kuşlar gibi. Sayıca kalabalık olduğumuz günlerden biri. Böyle günlerde hemen gruplara ayrılıyoruz. Bir sınıf Seteney’le birlikte orman yürüyüşüne çıkıyor, diğer sınıf ise Permakamp’ta kalıyor. Günlük rutinimize hakim bir sınıf ve yeni bir sınıf var bugün Permakamp’ta. Nükhet Öğretmen’in sınıfı deneyimli, bizimle üçüncü seneleri. Onlar çıkıyorlar orman yürüyüşüne önce. Onlar orman yürüyüşündeyken biz Rabia Öğretmen’in sınıfı ile kampta kalıyoruz. Kampta üç ekibe ayrılıyoruz. Bir ekip mutfağa giriyor, bir ekip bahçe işleri yapmak üzere Mehmet’le oyun alanına gidiyor ve bir diğer ekip de benimle kışlık odun yerleştirme ve yeni kubbe yapının çevresinin düzenlemesi işine girişiyor. Mutfak kültürü Permakamp için hep çok önemli. Ne yediğimizi nasıl yediğimizi çok önemsiyoruz; mevsimine göre gıda tüketmek, fermente gıdalar, atalık usulde kiler üretimi ve tabii mutfak atıklarının dönüştürülmesi. Mutfak ekibi öğlen hep beraber yiyeceğimiz yemeği pişirecek bize. Taze makarna (buna erişte de diyebiliriz ama erişte kurutulup öyle tüketiliyor genellikle), Permakamp yapımı yoğurt, sarımsaklı domates sosu ve sebzeli mercimek çorbası. İki kişilik bir ekip Tolga’yla birlikte çorbaya girişiyor; havuçlar, patatesler, soğanlar ve minik bal kapakları soyuluyor ve dilimleniyor. Mercimek, zeytinyağı, zerdeçal, tuz ve kimyon katılıyor. İçinde yok yok çorbası. Nesrin’le çalışan ekip ise erişte açıp kesiyor. 60 kişiye erişte açmak öyle kolay iş değil elbette. Diğer yandan bahçe ekibi Mehmet’le birlikte oyun alanına kütükler ve dallar taşıyarak bir tırmanma alanı inşa ediyor. Testere, çekiç, çapa, kürek, el arabası, bir dolu aletle tanışıyor çocuklar. Hem tırmanabilecekleri bir yapı inşa ediyorlar hem de bu yapının duracağı zemini düzlemek için toprak taşıyorlar. Onların da işleri çok yani. Biz ise yapımını yakın zamanda bitirdiğimiz mini kubbe yapının çevresini düzenliyoruz. Otları çapalıyoruz ve yol açıyoruz. Küçük bir kış bahçesi yapacağız bu alana. Buraya ayrıca kışın yakacağımız odunları toplayıp istifliyoruz. Aslında buraya gelmeden önce fırının yanına da odun istifledik biraz. Her ekip kendi işine yoğunlaşıp çalışıyor. Sonra büyük kubbe yapıda toplanıyor tüm çocuklar; 20 dakikalık bir açık sınıf çalışması yapmak üzere. Konumuz böcekler, minik canlılar, tohumlar ve su elementi.

 Orman ekibinin dönüşüyle hep birlikte yemeğe oturuyoruz. Yemekler bitince öncelikle atıklarımızı ayırıyoruz. Yemediğimiz yemekler hayvan dostlarımızın kovasına konuyor. Bu kovayı arazinin dışında yaşayan köpeklere sunuyoruz her günün sonunda. Eğer kağıt mendil, peçete falan kullanıldıysa, bunlar kötü çöp kovasına gidiyor. Atıklarımızı ayırmak önemli bir iş bizim için. Atıklar ayrılınca sıra çocukların kendi bulaşıklarını yıkamalarına geliyor. Tüm sorumluluklarımızı yerine getirince serbest oyun zamanı başlıyor. Yapılandırılmamış şahane boş zaman. Çocuklar diledikleri gibi oyunlara dalıyorlar. Saat 13:15 suları tekrar işbaşı. Sabah Permakamp’ta kalan sınıf benimle orman yoluna çıkıyor bu defa. Nükhet Öğretmen’in sınıfı ise Permakamp’ta kalıyor. Önce açık sınıf çalışması yapılıyor bu defa. Konuları “kayaçlar” olduğu için Nükhet Öğretmen bu konudaki kitapları alıyor mini kütüphanemizden ve çalışıyorlar. Açık sınıf çalışmasının ardından yine üç ekibe ayrılıyorlar. Bir ekip elma sirkesi yapmak üzere mutfağa giriyor. Önce sirke yapıyorlar sonra bayat ekmekleri küçük küçük kesip fırınlıyorlar. Bayatlamış ekmeklerin tekrar kullanımı ve elma sirkesi fermantasyonu üzerine sohbetler ediliyor. Tekrar kullanım, atmamak, kendi başına yapmak tüm çalışmaların temelini oluşturuyor Permakamp’ta. Atma dönüştür, geleneksel yöntemleri kullan, kendi kilerini kur. Bir diğer ekip Mehmet’le oyun alanında yapılandırma çalışmaları yapmaya devam ediyor. Olağan marangozluk işleri; testere, keser nasıl kullanılır öğreniyorlar. Bir başka ekiptekiler de Nesrin’le birlikte mısır kabuklarını önce ipe dönüştürüyorlar, sonra da bileklik yapıyorlar kendilerine. Bu çalışma sepet örmeye giriş aslında. Geleneksel yöntemlerle üretmek ve bu bilgileri aktarmak bizim için çok önemli. Ellerimizle üretmek ve dönüştürmek. 

Bu esnada biz de Rabia Öğretmen’in sınıfı ile ormanda yürüyoruz ve hep birlikte korkularımızı dönüştürmeye çalışıyoruz. Kah bağrış çığrış panik kah sakinleşerek. Çünkü yanımızda bizimle yürüyen köpekler var ve onlardan korkan çocuklar. Bugün orman yoldaşımız siyah beyaz, pek yaşlı ve sakin bir köpek. Arazinin dışındaki köpekleri kamptan artan yemeklerle besliyoruz. Biz ne zaman orman yürüyüşüne çıksak bu köpeklerden biri bize keyifle eşlik ediyor; kimi zaman da bir kaç tanesi. Ormanda bir köpek eşliğinde yürümek aslında her zaman daha güvenli; köpek kokusu alan yaban hayvanlar hep uzaklaşıyorlar çünkü. Bu bilgiyi çocuklarla paylaşıyorum. Elbette öyle kolay kabul görmüyor bu bilgi. Sonra durup hep birlikte köpeği inceliyoruz ve köpek beden dili hakkında konuşuyoruz. Bir köpeğin kulakları dik ise ve kuyruğu da yine dik bir şekilde sağa sola hızlı hızlı sallanıyorsa, köpek bizimle dost olmak istiyor demektir veya yanımızda olmaktan mutlu olduğunu ifade ediyordur. Uzun uzun bu konuda konuşuyoruz. Ben gidip köpeği seviyorum; köpeklerden hoşlanan çocuklar da katılıyorlar bana. Siyah beyaz köpek oturuyor ve keyifle kendini sevdiriyor. Bir dolu çocuk tepesinde, ama o kıpırdamadan okşatıyor kendini. Bunu yürüyüş boyunca bir kaç defa tekrarlıyoruz. Saldırgan bir köpeğin vücut dilinin nasıl olacağı hakkında da konuşuyoruz. Sakinleşmek ve köpeği kabullenmek biraz zaman alıyor ama köpeği görüp çığlık çığlığa kaçan çocuklar şimdi köpeğin peşinde ve köpeği sevme telaşındalar. Yola çıkışımızdan bu yana az bir zaman geçmesine rağmen kaygılar yerini dostluğa bırakmış durumda bile. Az önce köpekten korkanlar köpek biraz uzaklaşsa hemen peşine düşüp yetişme telaşındalar şimdi. 

Orman yürüyüşümüzün ortalarında geniş bir çayırlığa geliyoruz. Bu çayırlıkta çobanlar da oluyor; koyunlar, keçiler, kuzular, oğlaklar, inekler ve mandalar... O yüzden çayıra hayvanları ürkütmeden girmek gerekiyor. Hayvanların yanından sakince geçip ilerdeki boş alanlarda başlıyoruz koşturmaya. Geniş çayırlıklar büyük neşe veriyor insana, ve koşma arzusu. Koşanlar, oyun oynayanlar, yere yatıp kocaman gökyüzüne bakanlar. Keyfimiz yerinde. Sonra bir araya gelip “Yağ satarım bal satarım” oynamaya başlıyoruz. Biz böyle koca bir daire olup yere oturunca inekler bizi merak ediyorlar ve yavaş yavaş yanımıza gelip çevremizde dolanıyorlar merakla... Uzun uzun çayırda kaldıktan sonra dönüş yoluna çıkıyoruz. Dönüş yolumuz geliş yolumuzdan farklı. Yolda bir yılana rastlıyoruz, hayvancık korkudan kuyruğunu bırakıp kaçıyor, kuyruk ise refleksif hareketlerle kasılmaya devam ediyor. Yılanlar avcılarını hep bu yolla kandırıp kaçarlarmış. Kuyruk bize kalıyor ve uzun uzun inceliyoruz. Ardından küçük bir yamaçtan tırmanıp bir tepeliğe varıyoruz. Önümüzde harika bir manzara var, ayaklarımızın altında kekikler. Sonra dönüş yolu başlıyor. Önce Permakamp’a dönüyoruz, sonra okula.

Güneş Savaş 

Read 28 times Last modified on Sabato, 02 Novembre 2019 20:11

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com