22 Ott

Serbest Gezen Bir Okul - Yeni Okul - Dostumuz Devrilmiş Kayın..

Aman ne gündü! Yeni Okul’dan 3. Sınıf, 5. Sınıf ve 6. Sınıf’lar bizimleydiler bugün. Yeni Okul öğrencileri, bu sene Permakamp’ta geçen yıldan yarım kalan işlerini devam ettirme telaşındalar. Kampa uzun süredir gelmekte olan her öğrencinin kendine özgü bir işi var. Geçen sene maden kazısı yaptıkları yeri devam ettirmek isteyenler, yarım kalan kerpiç evi tamamlamak isteyenler, kendi gizli orman barınaklarını yapanlar... Ama tüm bunların yanı sıra, biz bugün kampta pek zorlandık. “Bunu yapmak zorunda mıyız”, “Ormanda mı yürüyeceğiz”, “Ay yok artık Dom’da açık sınıf çalışması mı?” Her şeyden şikayet, her şeye karşı bir isteksizlik.

Eyvah, nasıl kurulacak bağlar yeniden? Sorunları mümkün olduğunca sakin aşmaya çalıştık; konuşarak, bazen zorlanarak. Orman yürüyüşünde 5. Sınıf ve 6. Sınıf’lar ben ve Seteney’le beraberdiler. Mehmet, 3. Sınıf öğrencileriyle Permakamp’ta kaldı. Biz orman yolundayken, kampta kalanların 15 dakika serbest zamanları oldu. Sonra açık sınıf çalışması yaptılar, ve ardından turşu kurma ekibi ve bahçede gölet hazırlığında çalışacak ekip olmak üzere ikiyi ayrıldılar. Gelecek ay, yani Kasım ayında, roller değişecek; turşu kuranlar bahçede çalışacak, bahçede çalışanlar ise turşu kuracaklar. Gölette çok yol almışlar; kanallar kazılmış, küçük alanlar eklenmiş, yeni bir adacık oluşmuş. Biz ise orman yolunda barınağa kadar ilerledik bu esnada yavaşça. Barınakta 5. Sınıf ve 6. Sınıf’lar kendi işlerine dağıldılar. Bir grup geçen sene yapmaya başladığı gizli barınak alanına seğirtti yavaşça, ve bir saatten fazla süre geri gelmediler yanımıza. Kendi alanlarını tasarladılar, kazdılar, sopalar toparladılar, planlamalar yaptılar. Bizim barınağın orada kalan ekiptekiler ağaçtan sarkan bir sarmaşıkla uzun süre uçma çalışmaları yaptıktan sonra sıkıldılar. Aslında yürümeye devam edebilsek, yeni keşif yoluna bir düşebilsek geçecek sıkıntı. Ama yok, “Biz sıkıldık ama daha da yürümeyelim!” “Ee ne yapalım?” “Yeni yollar keşfedelim!” “Ee, bunu yürümeden nasıl yapalım?” “Ee tamam yürüyelim bari”… Oflaya puflaya, söylene söylene yeni keşif yoluna düştük. Ancak okul ağaca varınca, ağacın büyüsüne kapılıp onun üzerinde maceraya atılma kararı aldık. Harekete geçtik ya, her şey yolunda. Enerjiler güzel, suratlar gülüyor. Ama beş dakika önce büyük isyan vardı! Okul ağacı, belki geçen seneden anımsarsınız, devrilmiş bir ağaç, 150 yaşlarında bir gürgen. Kökünden en üst dalına önümüze serilmiş yatıyor. Üzeri mantar dolu. Biz bu ağacı üzerinde otura otura aşıyoruz. Zor bir yolculuk. Ağacın kökünden en üst dalına yatay da olsa bir yolculuk yapıyoruz. Dengemizi tartarak ve yaptığımız şeye çok dikkat ederek. Şakaya gelmez, yatay da olsak bir miktar yüksekteyiz. Bu yolculuğu yapmak istemeyenler ağacın yanından yürüyerek aşağıya iniyorlar. Sonunda dönüş yoluna geçiyoruz. Seteney’le birlikte kendi barınaklarını yapan diğer grubun yanına varıyoruz. “Hadi dönelim.” “Yok olmaz biraz daha kalalım.” “E hani sıkılmıştınız, dönelim diye tutturuyordunuz 20 dakika önce?” “Yok kalalım.” “Peki!” Sonra aşağı doğru süzülmeye başlıyoruz, önce yavaş sonra büyük bir coşkuyla koşarak. Aşağıda büyük kayanın etrafında toparlanıyoruz. Demet Öğretmen ve Cesur’un sarmaşıklardan hazırladıkları iple zıplamaya başlıyorlar. Sıkılan yok, dönelim diyen yok. Zor da olsa ilk hareketi yakaladık mı asık suratlar gülüyor, düşük omuzlar canlanıyor. Kampa çorba içmeye dönüyoruz. Saat 12.00-13.00 arası yemek, çorba kasesi yıkama ve serbest oyun zamanı. Yapılandırılmamış, çocukların yönettiği eşsiz tadına doyulmaz zamanlar yani… Saat 13.00 olunca bu eşsiz zaman bal kabağına dönüşüyor  ve Permakamp programı kabak tadı veriyor. Şimdi çık bakalım işin içinden, asık suratlar, düşük omuzlar...
3. sınıf orman yoluna düşüyor, “Gitmek zorunda mıyız?” “Ama şu gitmedi bu kaldı, ben neden gitmek zorundayım?” Benim cevabım net ve kesin: “Kararları ben veriyorum, gidemeyeceğini düşündüğüm öğrencilerin arazide kalmasını ben onaylıyorum, diğer herkes orman yoluna!” Programın akışı devam… Ama Mehmet’le orman yoluna istemeyerek düşen grup, okula dönüş zamanı hala yok ortada. Neden? Çok eğlenmişler, dönmek istememişler... Zorla başlayan yolculuk keyifle nihayetlenmiş ama sanmayın gelecek orman yolunda sorun çıkmaz. Seteney ve benimle arazide kalan ekip ise 15 dakika serbest oyunun ardından açık sınıf çalışmasına başladılar. Bir sınıf Dom’a, bir sınıf Tolga’nın karavanının önündeki masaya yerleşti. Konumuz su elementi ve mantarlar. Konuya girmek zor, enerjiler yüksek. Ama yine küçük hareketlerle öğretmenlerinin akışına dalıyor çocuklar. Okudukları şeyler veya konuştukları kafalarında ne kadar yer ediyor kestirmek imkansız. Yarına bir şey kalır mı bilmem. Peki neden yapıyoruz bu çalışmaları kararlılıkla? Çünkü bedenin bir hafızası var; zihnimiz anımsamasa da bedenimiz anımsıyor pek çok şeyi. Zihin dirense de, beden daha kolay harekete geçebiliyor bir sonraki sefer. Bir de çocuklar deneyimliyorlar ki açık alan illa sonsuz koştuğumuz bir yer değil; oturup tartıştığımız, birbirimizi dinlediğimiz, öğretmenimizle bir şeyler paylaştığımız bir alan da olabiliyor. Paylaşılan kimi zaman sadece muhabbet bile olsa kıymetli. Bu muhabbet ne kapılar açar bilinmez. Yaşandığı an bile yeterince kıymetli. Koşmadan, oynamadan açık alanda sakince durup dinlemeyi, karşındakinin yüzüne bakmayı deneyimlemek... Açık sınıf çalışmasının ardından yine, Nesrin’le turşu kuranlar, ve ben ve Seteney’le bahçede çalışanlar olarak ikiye ayrılıyoruz. Seteney’le çalışan grup mutlu işlerine dalıyorlar hemen. Benim ekip yine düşük omuz, asık surat! Yok yok bir iş var bunda kesin! Benim enerjimde de akmayan bir nokta olmalı mutlaka Küçük bir toplantı yapıyoruz ama toplantıda ben bile sıkılıyorum çocuklara söylediklerimden... Ama mucize gerçekleşiyor, bir yardımcı çıkageliyor yanıma. Çapalar ellerinde zorla işe dönen ekibi bir çekirge karşılıyor Ay o ne merak ve heyecan. Sen çok yaşa çekirge! Ardından otların arasında bir dolu çekirge aranıyor. Toprağı kazıp böcekleri bulanlar, enginar yatağını hazırlamak için canla başla çalışan çocuklar ve gülen suratlar. Yeter ki o çekirgeyi görebilecek, bir adım atacak enerjiyi bulabilelim. Çünkü toplantımızdan önce çalışmaya başladığımız zamanki enerji ile o çekirge dev olsa göremezdik aslında
Neyse, bata çıka yol alsak da çok engeller aştık birlikte. Seteney’le çalışan ekip göleti genişletti, brokoli ekti, keyifleri iyiydi
Günün en üzücü yanı, tüm ekiplerin toplanma zamanında futbol oynarken, 3. Sınıf’tan Yaman’ın bileğini burkmasıydı. Umarım tez zamanda bileğin iyileşir Yaman!

 

Güneş Savaş

Read 790 times Last modified on Giovedì, 25 Ottobre 2018 23:43

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com