Serbest Gezen Bir Okul - YeniOkul - Uyanan Orman, Uyanan Hayvanlar.

 

Kurbağalar, kaplumbağalar, yeşil kertenkele, tavuklar ve yılan. Günümüz gerçekten çok ama çok renkliydi. Tüm bu hayvanları tek tek görme, bazılarına dokunma, bazılarına bakma fırsatını yakaladık. Uyanan doğa olduğu gibi önümüze serilmiş durumda...Hava bildiğin sıcak ve güneşli. Biz 4. Sınıflarla orman yoluna çıkarken, 5. Sınıflar ve Mehmet Permakmap’ta çalışmaya kaldılar. Şu bitmeyen işleri iyice bir toparladılar doğrusu.

Böcek otelimiz hanidir nihayetlendirilmeyi bekliyor. Matkap uçlarımızı hala yenilemediğimiz için bitiremedik ama olsun, bir kaç gözünü daha toparladılar ya sağ olsunlar. Hem bu arada böcek oteline yerleşmiş ve kendine ziyafet çekmekte olan yeşil kertenkele ile karşılaşmışlar. Dom’da, serada, göletin yakınında bu muhteşem kertenkelelerle sürekli karşılaşıyoruz. Ayrıca bol bol kurbağa kovalamışlar duyduğum kadarıyla.

Biz de yavaşça çıktık orman yoluna. Ormanda canlılar uyandığı için mümkün olduğunca ben önden gidiyorum. Tırmana tırmana orman barınağına varıyoruz. Bu ekip bir önceki sefer Mehmet’le ormana gelip hazine sakladıklarından pek heyecanlılar. Hazinelerini kazıp yerinde ve sağlam mı diye kontrol etmek istiyorlar. Ve evet hazine tam yerinde duruyor. Barınağın biraz daha ilerisinde, dikenlerin arasında bir yerde, peçete ve naylona sarılmış bir yumak kaju bu hazine =) Bir grup burada kalıp kendilerine özel bir alan yaratmaya karar veriyor. Bir kısmı da okul ağaca gitmek istiyor. Öğretmenleri Aysel barınakta kalmak isteyenlerin yanında kalıyor. Biz küçük bir grup olarak ağaç yoluna düşüyoruz. Bizimle gelen kim kalan kim tam anlayamadığımız için bir tur daha barınağa geri dönüp, gelen kalan sayımı yaptıktan sonra tekrar okul ağacın yolunu tutuyoruz. Ağacın üzerindeki macera dolu yolculuğumuza başlamaya hazırdık artık. Bu ekip okul ağacın üzerinde aynı yolculuğu üç defa tekrarladı =) “Hadi bizi bekliyorlar” demesem daha da devam edeceklerdi. “Ay ne olur bir defa daha” diye diye hüzünle veda ettiler okul ağaca.

Bu yolculuğu üç defa üst üste yaptıkları için kendileri ile gurur duyarak döndüler barınağa. Barınağa dönünce barınaktakilerin de bir hayli heyecanlı ve hummalı bir şekilde kendi işlerine dalmış olduklarını gördük. Ayrı gruplar halinde kendilerine özel alanlar yaratmışlardı. Ben sürekli “Çocuklar, yaprakların bol olduğu alanlara ayaklarınızı vurmadan girmeyin, yere oturmayın kendinize dikkat edin yılanlar uyandı” diye uyarma halindeyim. Çocuklarsa buna inanmıyorlar =) Sonunda yine istemeye istemeye toparlandık ve düştük dönüş yoluna. Bıraksam kimse dönmeyecek kampa. Çantalar görseniz nasıl yemek dolu =) Hani sanırsınız bir hafta kamp yapmaya gelmişiz ormana. Yani kalsak kalırız aslında =) Profesyonel ekipler sanırım bir ay idare eder bu kadar yemekle =)

Dönüş yolunda yine ben önden gidiyorum. 100 metre önümde hızlı bir hareket çalıların arasında! Ve işte orada ağaca tırmanmaya çalışan, bizden çılgıncasına korkmuş zavallı bir yılan =) Ağaçla aramızdaki mesafeyi koruyarak yılanı izliyoruz. Elbette heyecan çığlıklarını ve diğer arkadaşlarımızı yanımıza çağırmayı saymazsak. Marmara ve Karadeniz bölgesinde yaşayan yılanların büyük çoğunluğu ısırmıyor. Bizim için tehlike içeren zehirleri zaten yok. Sadece böceklere, minik farelere hükmü geçiyor bu yılanların. Ama yine de yılan görmek büyük heyecan. Ancak hayvancık bizden korkup hızla uzaklaşıyor. Yılan uzaklaşınca çocuklar “Yılaan!” diye bağırarak ormanın çıkış kapısı dediğimiz alana kadar büyük bir neşeyle koşuyorlar. Yılanı göremeyenler çok üzgün... Kampa girdiğimizde verdiğimiz haber büyük. Ormanda yılan gördük! Bağıra çağıra bir heyecan anlatıyoruz gördüklerimizi. Bu arada Permakamp su hendeklerinde minik kaplumbağalar bulmuş Mehmet’le kalan ekip. Keyifle yemeklerimizi yiyoruz. Sonra bulaşıklar ve oyun zamanı. Yılan görenler büyük bir paye ile onurlandırılmışlar sanki =) Yemek sonrası Mehmet ve 5. Sınıflar düşüyor bu kez orman yoluna.

Her çıkan çıtırtıya büyük dikkat kesiliyorlar. Yılan görmek mümkün mü yine? Hem korku hem istek birlikte. Böylece çok yoğun bir dikkatle ormanda ilerliyorlar. Daha önce görmedikleri pek çok detayı fark ediyorlar ormanda. Yılan göremiyorlar ama bir kaplumbağa buluyorlar bizim barınak yolundaki patikada =) Orman onlardan da esirgemiyor yani hediyesini. Biz de bu esnada mutfak ekibi ve bahçe ekibi olarak gruplara ayrılmış çalışıyoruz heyecanla. Taze sarımsaklar buluşuyor toprakla. Tohumlar ekiliyor kasalara. Budanması gereken bitkiler budanıyor. Bir de arka tarafa kurulan yeni kümesimizi ziyarete gidiyoruz birlikte ve tavuklara bakıyoruz. Ayrıca dikilecek lavanta fidelerimiz var. Bahçe güneşten kurumuş, sulanması gerekiyor. Hem artık gölet iyice kazıldı, yeniden su doldurulmaya hazır hale gelmiş durumda. Sebze yataklarının arasına mini bir gölet çok işlevsel. Kuşları, kurbağaları buraya davet etmenin en iyi yolu. Bu gölete gelen ziyaretçiler bizi fazla böcekten kurtarıyorlar. Göletimiz çok kıymetli. Su için hortumu çekiyoruz sebze yatakları alanına. Bol bol sulu oyunlar geliyor elbette bunun peşi sıra =) Mutfaktan muhteşem poğaçaların kokusu yükselirken, orman ekibi Permakamp’a dönüyor ve toparlanıp okula dönüş zamanı gelip çatıyor. Çocuklara ve bize kalsa daha yapacak çok işimiz var kampta ama...

Güneş Savaş

Okunma 839 defa Son Düzenlenme Salı, 08 May 2018 23:47

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.
DMC Firewall is developed by Dean Marshall Consultancy Ltd