Sultan Çiftliği İlköğretim Okulu bizimleydi bugün.Güzel bir sonbahar günü. Ağaçların renkleri iyiden iyiye sarılara kızıllara dönmeye başladı buralarda. Her yerde uçuşan renk renk yapraklar. Arılar bir telaş kış uykusuna hazırlanıyorlar. Göç eden kuşlar semalarımızdan geçip gidiyor. Ilık sonbahar yavaşça çekeleyerek kışı getiriyor.

 Çocuklar pür neşe geliyorlar bu sabah Permakamp’a. Tıpkı cıvıldayan kuşlar gibi. Sayıca kalabalık olduğumuz günlerden biri. Böyle günlerde hemen gruplara ayrılıyoruz. Bir sınıf Seteney’le birlikte orman yürüyüşüne çıkıyor, diğer sınıf ise Permakamp’ta kalıyor. Günlük rutinimize hakim bir sınıf ve yeni bir sınıf var bugün Permakamp’ta. Nükhet Öğretmen’in sınıfı deneyimli, bizimle üçüncü seneleri. Onlar çıkıyorlar orman yürüyüşüne önce. Onlar orman yürüyüşündeyken biz Rabia Öğretmen’in sınıfı ile kampta kalıyoruz. Kampta üç ekibe ayrılıyoruz. Bir ekip mutfağa giriyor, bir ekip bahçe işleri yapmak üzere Mehmet’le oyun alanına gidiyor ve bir diğer ekip de benimle kışlık odun yerleştirme ve yeni kubbe yapının çevresinin düzenlemesi işine girişiyor. Mutfak kültürü Permakamp için hep çok önemli. Ne yediğimizi nasıl yediğimizi çok önemsiyoruz; mevsimine göre gıda tüketmek, fermente gıdalar, atalık usulde kiler üretimi ve tabii mutfak atıklarının dönüştürülmesi. Mutfak ekibi öğlen hep beraber yiyeceğimiz yemeği pişirecek bize. Taze makarna (buna erişte de diyebiliriz ama erişte kurutulup öyle tüketiliyor genellikle), Permakamp yapımı yoğurt, sarımsaklı domates sosu ve sebzeli mercimek çorbası. İki kişilik bir ekip Tolga’yla birlikte çorbaya girişiyor; havuçlar, patatesler, soğanlar ve minik bal kapakları soyuluyor ve dilimleniyor. Mercimek, zeytinyağı, zerdeçal, tuz ve kimyon katılıyor. İçinde yok yok çorbası. Nesrin’le çalışan ekip ise erişte açıp kesiyor. 60 kişiye erişte açmak öyle kolay iş değil elbette. Diğer yandan bahçe ekibi Mehmet’le birlikte oyun alanına kütükler ve dallar taşıyarak bir tırmanma alanı inşa ediyor. Testere, çekiç, çapa, kürek, el arabası, bir dolu aletle tanışıyor çocuklar. Hem tırmanabilecekleri bir yapı inşa ediyorlar hem de bu yapının duracağı zemini düzlemek için toprak taşıyorlar. Onların da işleri çok yani. Biz ise yapımını yakın zamanda bitirdiğimiz mini kubbe yapının çevresini düzenliyoruz. Otları çapalıyoruz ve yol açıyoruz. Küçük bir kış bahçesi yapacağız bu alana. Buraya ayrıca kışın yakacağımız odunları toplayıp istifliyoruz. Aslında buraya gelmeden önce fırının yanına da odun istifledik biraz. Her ekip kendi işine yoğunlaşıp çalışıyor. Sonra büyük kubbe yapıda toplanıyor tüm çocuklar; 20 dakikalık bir açık sınıf çalışması yapmak üzere. Konumuz böcekler, minik canlılar, tohumlar ve su elementi.

 Orman ekibinin dönüşüyle hep birlikte yemeğe oturuyoruz. Yemekler bitince öncelikle atıklarımızı ayırıyoruz. Yemediğimiz yemekler hayvan dostlarımızın kovasına konuyor. Bu kovayı arazinin dışında yaşayan köpeklere sunuyoruz her günün sonunda. Eğer kağıt mendil, peçete falan kullanıldıysa, bunlar kötü çöp kovasına gidiyor. Atıklarımızı ayırmak önemli bir iş bizim için. Atıklar ayrılınca sıra çocukların kendi bulaşıklarını yıkamalarına geliyor. Tüm sorumluluklarımızı yerine getirince serbest oyun zamanı başlıyor. Yapılandırılmamış şahane boş zaman. Çocuklar diledikleri gibi oyunlara dalıyorlar. Saat 13:15 suları tekrar işbaşı. Sabah Permakamp’ta kalan sınıf benimle orman yoluna çıkıyor bu defa. Nükhet Öğretmen’in sınıfı ise Permakamp’ta kalıyor. Önce açık sınıf çalışması yapılıyor bu defa. Konuları “kayaçlar” olduğu için Nükhet Öğretmen bu konudaki kitapları alıyor mini kütüphanemizden ve çalışıyorlar. Açık sınıf çalışmasının ardından yine üç ekibe ayrılıyorlar. Bir ekip elma sirkesi yapmak üzere mutfağa giriyor. Önce sirke yapıyorlar sonra bayat ekmekleri küçük küçük kesip fırınlıyorlar. Bayatlamış ekmeklerin tekrar kullanımı ve elma sirkesi fermantasyonu üzerine sohbetler ediliyor. Tekrar kullanım, atmamak, kendi başına yapmak tüm çalışmaların temelini oluşturuyor Permakamp’ta. Atma dönüştür, geleneksel yöntemleri kullan, kendi kilerini kur. Bir diğer ekip Mehmet’le oyun alanında yapılandırma çalışmaları yapmaya devam ediyor. Olağan marangozluk işleri; testere, keser nasıl kullanılır öğreniyorlar. Bir başka ekiptekiler de Nesrin’le birlikte mısır kabuklarını önce ipe dönüştürüyorlar, sonra da bileklik yapıyorlar kendilerine. Bu çalışma sepet örmeye giriş aslında. Geleneksel yöntemlerle üretmek ve bu bilgileri aktarmak bizim için çok önemli. Ellerimizle üretmek ve dönüştürmek. 

Bu esnada biz de Rabia Öğretmen’in sınıfı ile ormanda yürüyoruz ve hep birlikte korkularımızı dönüştürmeye çalışıyoruz. Kah bağrış çığrış panik kah sakinleşerek. Çünkü yanımızda bizimle yürüyen köpekler var ve onlardan korkan çocuklar. Bugün orman yoldaşımız siyah beyaz, pek yaşlı ve sakin bir köpek. Arazinin dışındaki köpekleri kamptan artan yemeklerle besliyoruz. Biz ne zaman orman yürüyüşüne çıksak bu köpeklerden biri bize keyifle eşlik ediyor; kimi zaman da bir kaç tanesi. Ormanda bir köpek eşliğinde yürümek aslında her zaman daha güvenli; köpek kokusu alan yaban hayvanlar hep uzaklaşıyorlar çünkü. Bu bilgiyi çocuklarla paylaşıyorum. Elbette öyle kolay kabul görmüyor bu bilgi. Sonra durup hep birlikte köpeği inceliyoruz ve köpek beden dili hakkında konuşuyoruz. Bir köpeğin kulakları dik ise ve kuyruğu da yine dik bir şekilde sağa sola hızlı hızlı sallanıyorsa, köpek bizimle dost olmak istiyor demektir veya yanımızda olmaktan mutlu olduğunu ifade ediyordur. Uzun uzun bu konuda konuşuyoruz. Ben gidip köpeği seviyorum; köpeklerden hoşlanan çocuklar da katılıyorlar bana. Siyah beyaz köpek oturuyor ve keyifle kendini sevdiriyor. Bir dolu çocuk tepesinde, ama o kıpırdamadan okşatıyor kendini. Bunu yürüyüş boyunca bir kaç defa tekrarlıyoruz. Saldırgan bir köpeğin vücut dilinin nasıl olacağı hakkında da konuşuyoruz. Sakinleşmek ve köpeği kabullenmek biraz zaman alıyor ama köpeği görüp çığlık çığlığa kaçan çocuklar şimdi köpeğin peşinde ve köpeği sevme telaşındalar. Yola çıkışımızdan bu yana az bir zaman geçmesine rağmen kaygılar yerini dostluğa bırakmış durumda bile. Az önce köpekten korkanlar köpek biraz uzaklaşsa hemen peşine düşüp yetişme telaşındalar şimdi. 

Orman yürüyüşümüzün ortalarında geniş bir çayırlığa geliyoruz. Bu çayırlıkta çobanlar da oluyor; koyunlar, keçiler, kuzular, oğlaklar, inekler ve mandalar... O yüzden çayıra hayvanları ürkütmeden girmek gerekiyor. Hayvanların yanından sakince geçip ilerdeki boş alanlarda başlıyoruz koşturmaya. Geniş çayırlıklar büyük neşe veriyor insana, ve koşma arzusu. Koşanlar, oyun oynayanlar, yere yatıp kocaman gökyüzüne bakanlar. Keyfimiz yerinde. Sonra bir araya gelip “Yağ satarım bal satarım” oynamaya başlıyoruz. Biz böyle koca bir daire olup yere oturunca inekler bizi merak ediyorlar ve yavaş yavaş yanımıza gelip çevremizde dolanıyorlar merakla... Uzun uzun çayırda kaldıktan sonra dönüş yoluna çıkıyoruz. Dönüş yolumuz geliş yolumuzdan farklı. Yolda bir yılana rastlıyoruz, hayvancık korkudan kuyruğunu bırakıp kaçıyor, kuyruk ise refleksif hareketlerle kasılmaya devam ediyor. Yılanlar avcılarını hep bu yolla kandırıp kaçarlarmış. Kuyruk bize kalıyor ve uzun uzun inceliyoruz. Ardından küçük bir yamaçtan tırmanıp bir tepeliğe varıyoruz. Önümüzde harika bir manzara var, ayaklarımızın altında kekikler. Sonra dönüş yolu başlıyor. Önce Permakamp’a dönüyoruz, sonra okula.

Güneş Savaş 

YÖM Okulları’ndan 3. Sınıflar bizimleydi bugün.Açık havada birlikte geçireceğimiz uzun bir dönemin ilk buluşmasıydı bugün. Hava keyifli bir sonbahar havasıydı. Ama daha nicelerinde bir araya geleceğiz Permakamp’ta. Yağmuru, rüzgarı, serin kış günlerini karşılayacağız önce; ardından tatlı yağmurları ile yine bahar gelecek. Bu süreçte pek çok değişimi gözlemleyeceğiz; hem kendimizde hem de doğada. Mesela böcek ve köpek korkusu, çamur ve kirden duyulan rahatsızlıklar... Bunlar tanıdık olduğumuz ama adım adım ardımızda bıraktığımız duygular olacak zaman içerisinde. Bugün kimi alışkanlıklarımızı değiştirmeye başladık bile. Kimi kaygılarımızla yüzleşip onları sıkı sıkı tutmayıp bırakabileceğimizi bile gördük. Serbest Gezen Çocuklar ekibi olarak kendimizi kolaylaştırıcı olarak tanımlıyoruz. Öğretmen değiliz, eğitmen veya rehber değiliz. Belki biraz doğa akıl hocası diyebiliriz kendimize. Mümkün olduğunca elvermek ve destek olmak işimiz. 

YeniOkul’dan 5. Sınıf, 6. Sınıf ve 7. Sınıflar bizimleydiler bugün. Bugün hava bulutlu ama ılık. Ağaçlar yavaşça renk değiştirmeye başladılar bile. Her yer çıtır çıtır yaprak. Permakamp’a varan gençlerin akıllarında bin tilki var dolanan. Yapacak işleri, uygulayacak planları var. Uzun yolculuk sonrası önce biraz serbest zaman. 15 dakikalık serbest zamanın ardından orman grubu ve Permakamp’ta kalan grup olarak ikiye ayrılıyoruz rutinimiz üzerine. 7. Sınıf öğrencileri Mehmet ve öğretmenleri eşliğinde orman yürüyüşüne çıkıyorlar. 5. ve 6. Sınıflar Permakamp’ta kalıyor.

Bilgeliğin Eşsiz Macerası İlköğretim Okulu bizimleydi bugün.Havanın güneşli olduğu ılık ve keyifli sonbahar günlerindeyiz. Mantarlar nemli ve sıcak toprakta boy göstermiş durumda. Sivrisinekler de havanın ılık olmasından istifade, hala çevremizdeler. Bu sene daha önce hiç karşılaşmadığımız bir tür sivrisinek var bölgede. Israrla yapışan, bırakıp gitmeyen ve ısırdıktan sonra alerji yapan bir tür. Permakamp ailesi ve çocukları yazdan bu yana bu sivrisinek kolonisi tarafından sürekli ısırılıyor ve kabarıyor; bir iki gün kaşınmaktan öte bir yan etkisi görülmüyor neyse ki. Bugün de bolca ısırıldık hep birlikte.

Yeniokul’dan 2. Sınıf, 3. Sınıf ve 4. Sınıf öğrencileri bizimle beraberdi bugün. Kampa büyük bir heyecanla ve koşarak girdiler. Hem biz onları hem onlar Permakamp’ı çok özlemişti. Güne birbirimizi kucaklayarak başladık. Permakamp’taki yenilikler çocukların hemen dikkatini çekti. Büyük bir heyecanla oyun alanına geçtiler önce. 15 dakika serbest zaman geçirdikten sonra iki gruba ayrıldılar, bildikleri rutin çalışma sistemimiz doğrultusunda. 2. Sınıf ve 3. Sınıf öğrencileri öğretmenleriyle birlikte orman yürüyüşüne çıktılar, Mehmet ve Seteney’in eşliğinde.

4. Sınıf öğrencileri ise Permakamp’ta kaldılar. Bu sene öğrenciler okuldan sandviç getirmiyorlar ve öğlen yiyecekleri yemekleri sabah mutfak atölyesinde kendileri pişiriyorlar. Bu yüzden sabah çalışmaları hızla başlıyor ki öğle yemeği yetişsin. Öğle yemeğimizde artık bir klasik olmuş olan Permakamp çorbasına bu ay domates ve sarımsak soslu taze makarna ve ev yapımı yoğurt eşlik ediyor. Permakamp çorbası bizim önemli bir rutinimiz ama çorbanın yanındaki yemek her ay değişecek. Yani çocuklar her geldiklerinde başka bir yemek pişirecekler. Mevsimine uygun basit ve lezzetli yiyecekler var programımızda. Mutfak atölyesinde bu yıl sadece, öğle yemeklerinde birlikte yiyecekleri gıdaları üretecekler. Sirke, turşu, ev yoğurdu, vb. Mutfaktaki sabah ekibi öğle yemeğini yetiştirirken, öğleden sonra ekibi destek gıdaları üretiyor olacak. 

Mutfaktaki ekip öğle yemeği telaşındayken, biz de yaz bahçesinden kalan tohumları topluyoruz çocuklarla birlikte. Tohumların farklılıklarını inceliyor, fesleğenin tadına bakıyoruz, ve arada bulduğumuz tek bir biberi paylaşıp yiyoruz. Sepet ve kutularımızda farklı farklı tohumlar biriktiriyoruz. Kokluyoruz, elliyoruz, içlerini açıp inceliyoruz. Sadece kurumuş olan tohumları topluyoruz, yaş olanları güneş kurutsun diye dalında bırakıyoruz. Topladığımız bu tohumları bahar ayında yine çocuklarla beraber serada filizlendireceğiz ve ardından toprağa ekeceğiz. Doğanın ritmini takip ediyoruz. Tohumları topladıktan sonra iki farklı yerde bulunan kompost alanlarımızı ziyaret ediyoruz. Solucan kompostu ve soğuk kompost. Aralarındaki işlev farklılıklarını konuşuyoruz, içlerine neleri atıp neleri atamayacağımızı da elbette. Atık sınıflandırma meselesi Permakamp’ta çok önemli. Atıkları doğru sınıflandırdığımız taktirde çoğunu dönüştürebiliyoruz. Yiyemediğimiz pişmiş yemekler hayvan dostlarımız kovasına, çiğ meyve ve sebze atıkları kompost kovasına gidiyor. Ancak bu iki kovaya da beyaz peçete ve plastik benzeri şeyler atamıyoruz. Bu tür atıklar için ambalaj çöpü kovamız var. Arazide tekrar kullanıma sokamadığımız tek kova bu kova ne yazık ki. Bununla ilgili bilgiler üzerinde duruyoruz öncelikle. Hangi atık tekrar kullanılamayan çöp olur arazide? Bunun için nelere dikkat etmeliyiz? Elbette arada bir solucanları çıkarıp elimize alıp eğleniyoruz da J. Tohum ve kompost üzerine yaptığımız çalışmalardan sonra, bahçe ekibi öğretmenlerinin eşliğinde kubbe yapıya sınıf çalışması yapmaya giriyor. Kubbe yapıda üç araştırma istasyonu var. Bunlardan biri böcek araştırma alanı. Topladığımız ölü böceklerin bulunduğu kutular, böcek kitapları ve kartlarının yanı sıra büyüteçlerin olduğu bir masa. Burası çocukları çok heyecanlandırıyor. Diğer bir alan da tohumlarla ve bitkilerle ilgili bir masa; burada az önce birlikte topladığımız tohumlarla ilgili kitaplar var. Başka bir masada da bu dönem elementimiz olan su elementi üzerine kitaplar duruyor. Böcekler ve tohumlarla ilgileniyor çocuklar bu defa elbette.

 Saat 12:00 öğle yemeği zamanı. Orman yürüyüşündekiler de dönüyor kampa. Çorba, ekşi maya köy ekmeği, domates soslu taze makarna ve ev yapımı yoğurt keyifle yeniyor. Yemekten sonra bulaşıklar yıkanıyor, öğretmenlerin ve Tolga’nın desteğiyle. Şimdi sıra en iple çekilen zamanda, yani serbest oyun zamanında. Çocuklar ağların üzerinde, ağaç evde, kum havuzunda ve pek çok yerde kendi oyunlarına dalıyorlar büyük bir keyifle. Neşeli sesler uçuşuyor her yerde. Bu zaman dilimi Permakamp’ta gerçekleştirdiğimiz her atölyeden daha kıymetli bir yanıyla. Yapılandırılmamış zaman diliminde açık havada kendi oyunlarını tasarlamak, kendi yapabilirliklerini tartmak çok kıymetli bir deneyim çocuklar için. Coşkulu oyun zamanı saat 13:00’da tekrar rutin çalışmalara bağlanıyor. 4. Sınıf öğrencileri benimle ve öğretmenleri eşliğinde orman yürüyüşüne çıkıyorlar. 3. Sınıf ve 2. Sınıf öğrencileri bizim ardımızdan 10 dakika daha serbest oyun oynuyorlar ve ardından öğretmenleriyle birlikte açık alanda sınıf çalışması yapıyorlar. Kitaplar yine aynı; böcekler, tohumlar ve su elementi ile ilgili kitaplar. Biz ise sakince yürüyoruz ormanda. Orman rotamız farklı geçen senelere göre. Çocuklar rutinleri seviyor aslında; ormanda bildikleri köşelere ve bir önceki barınağa da gitmek istiyorlar. Bir sonraki buluşmamızda o tarafa yürüme kararı alıyoruz birlikte. Şimdi yeni rotayı takip ediyoruz. Bu rota geniş bir çayıra bağlanıyor. Komşularımızdan çoban Nimet Amca koyunlarını ve keçilerini burada otlatıyor. Sürüyü ürkütmeden geniş çayıra yayılıyoruz. Çayır yemyeşil ve göz alabildiğine devam ediyor. Nimet Amca ve keçileri de geliyor yanımıza. Çocuklar geniş alanda oyunlara dalıyorlar, keçileri izleyip onları taklit ediyorlar. Nimet Amca’ya sorular geliyor. Neden bazı keçilerin çenesinde tüyler var? Bu keçiler tos atar mı? Neden buradasınız? Hep mi buradasınız? Sohbetlerden ve oyunlardan sonra istemeye istemeye geri dönüş yoluna düşüyoruz; aslında bıraksalar tüm günü bu çayırda geçirebiliriz. Okula dönüş vakti yaklaşmış ve ayrıca dönüş yoluna çıkmadan yapılması gereken hazırlıklar var elbette. Gelirken kullandığımızdan farklı bir patikadan geri dönüyoruz. 

Biz orman yürüyüşündeyken, 3. Sınıf ve 2 Sınıf öğrencileri  açık sınıf çalışmalarını tamamlayıp dört ayrı çalışmaya ayrılıyorlar. Bir grup mutfakta Nesrin’le birlikte bir sonraki okulun yiyeceği yoğurdu mayalıyor öncelikle. Onların öğlen yediği yoğurdu da dün başka bir okul mayalamıştı nitekim. Sonra turşu kuruyorlar birlikte. Fermantasyon üzerine konuşuyoruz bu sıralar mutfakta, ve bir mutfak güncesi tutuyoruz mutfakta yaptığımız çalışmalar hakkında. Mutfak ekibi fermantasyon hakkında konuşurken, bir grup Tolga ile birlikte kestane ağacının altında şahane kestaneler topluyorlar dikkatlice. Bir diğer grup Seteney’le birlikte oyun alanında eski tencere tavalarla bir müzik panosu hazırlıyor... 

Bugün yanımızdaki Cam Ocağı Vakfı’nda yaşlanmış büyük kavak ağaçlarını kestiler gün boyunca. Bizim ekip de sabah sık sık gidip bu işlemi izlemişti. Biz ormandayken kesim işlemi bitince Mehmet ve bir grup öğrenci uzun ağaçlardaki kalın dalları testere ile kesmişler ve oyun alanında yeni bir barınak yapmak üzere çalışmalara başlamışlar. Biz ormandan döndüğümüzde her köşede çocuklar harıl harıl kendi işlerine dalmış durumdaydı. Ben artık toparlanma zamanı olduğunu söylediğimde tüm çocuklardan: “Ay ay okula mı dönüyoruz? Ama bizim işimiz daha bitmedi?” sesleri yükseldi. Yoğun ve çok keyifli bir gün geçirdik birlikte.

Güneş Savaş

 

Sonbaharın tatlı günleri şu günler; yağmur sabah azıcık bizi yoklasa da ılık ve tatlı bir hava vardı bugün. Serbest Gezen Çocuklar Programı’nın en küçük katılımcılarından olan Atölye Çocuk Evi öğrencileri için bugün Permakamp’la tanışma günüydü. Yaşça daha büyük olan grup geçen seneden deneyimliydi elbette ancak rutinleri anımsamak hepimiz için gerekli. İki grup da bugün arazide kaldılar bu yüzden. Etrafı gezdik birlikte. Nerede ne vardı? Suyu nereden içiyorduk? Tuvalet neredeydi? Kubbe yapı neresi? Kütüphanede hangi kitaplar var?

 

Sonbahar Çalışmaları ve Çocuklarla Tekrar Buluşma Heyecanı. Serbest Gezen Çocuklar Programı’nın başladığı geçtiğimiz Salı günü bizi yağmur karşılamıştı Permakamp’ta; bugün ise güneş var. Henüz çocukların Permakamp’ın geleneklerini anımsadığı, rutinlerin oturduğu ilk buluşmalar bunlar. Güne büyük bir çember saati ile başlıyoruz. Kendimizden bahsediyoruz önce. Mehmet kim, Güneş’le neler yapacaklar? Permakamp’ın nasıl bir yer olduğunu anlatıyoruz çocuklara. Sonra küçük bir arazi turu yapıyoruz. Nerede ne var? Susayınca nereden su bulunabilir? Mutfak dediğimiz yer neresi?

Meşepalamudu Anaokulu ve Yeniokul’dan Hazırlık B sınıfı ile beraberdik bugün. Yaşasın yeniden başladık! Eylül ayından bu yana Permakamp’ta tatlı bir hazırlık telaşı vardı. İkinci dom-kubbenin yapım serüveni, onarılması gereken bir dolu şey, böğürtlenlerin sardığı çocuk oyun alanı... Hazırlıklarımızı hemen hemen tamamlamış olarak karşıladık bugün çocukları. Yaz tatilinin ardından rutinimize geri dönüyoruz, bildik tanıdık işlerimize. Yağmur da bizim gibi özlemiş çocukları; tüm gün bırakmadı peşimizi. Orman yürüyüşünde, serbest zamanda, okula dönüş yolunda bir an bile durmadı yağmur. Ama şehirde yağdığı gibi sert ve hırçın değil; sakin, sürekli ve yumuşak. İlk buluşma günü olduğu için henüz ısınma turlarındayız, biraz acemiyiz elbette, hem bizim ekip hem çocuklar hem de öğretmenler. Ancak arazinin dışında bizi bekleyen köpekler yapacakları işten gayet eminler! Çocukları görür görmez kuyruklarını deli gibi sallamaya başlıyorlar ve tüm orman yürüyüşü boyunca yanımızdan hiç ayrılmadan eşlik ediyorlar. Köpekler bizim orman koruyucularımız ve yoldaşlarımız.

Atölye Çocukevi bizimleydi bugün.Güneşli ve serin bir gün. Rüzgar kuzeyden kuvvetli esiyor. Rüzgar güllerimiz fırıl fırıl dönüyor. Göletimiz son günlerde hava yağışsız olduğu için kurumuş durumda. Permakamp arazisinde pek çok iş var. Bahar mevsimi bir dolu işle birlikte geliyor.

BEM Okulları bizimle beraberdi bugün.Baharın güneşli ama soğuk günlerindeyiz. Gerçi artık Mart ayını devirdik sayılır. Nisan ayı ise ılık yağmurlarıyla kapımızda. Hava güneşli, bu yüzden keyfimiz yerinde. Ara ara keskin bir poyraz esiyor.Güne yarım saatlik serbest oyun zamanıyla başlıyoruz. Baraj kazıp su yolları açanlar, futbol oynayanlar, ağların üzerinde ve ağaç evde oyun oynayanlar... Tüm çocuklar hoşlandıkları şeylere göre araziye dağılmış, kendi oyunlarını kurmuş durumdalar. Güne serbest oyunla başlamak gibisi yok. Saat 11 suları öğretmenler açık sınıf çalışması yapmak üzere büyük pekede topluyorlar çocukları. Kuşların göç zamanı. Ellerinde kuş kartları, kendi kurguladıkları bir oyunu oynuyorlar. Kahkahalarla kuşlar hakkında konuşuyorlar.

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com