16 Kas

Kurda, Kuşa, Aşa...

Permakamptaki ilk günümüzü anlatacağım size. Dileklerin ve küçük rüyaların dile geldiği, kocaman bir arazi olduğu, küçük bir semaverde sıcacık çay olduğu, parmakların arasından toprağa saçılan tohum olduğu, paylaşılan köy ekmeği ve peynir olduğu, serin ve güzel günü anlatıcam.

Günün anlam ve önemi büyüktü, projenin amacı, iyi niyeti, türünün ilki falan olduğu konusunda zaten yazdık çizdik, ben daha çok o günkü duygulardan bahsedeceğim.

 

Arsanın kiralanmasını herkes evinde kendince kutladıktan, sanal ortamdaki organizasyon ve haberleşmelerle geçen 2 haftadan sonra, kiraladığımız 17 dönümlük arazinin ilk olarak yaklaşık 5 dönümünü sürüp ekmeye karar verdik. Bu alana zaten daha önce karpuz ekiliyormuş. Biz bol azot bağlayıcı olduğu için bakla ve bezelye, bolluk bereket için de buğday ekmeye karar verdik. Hepsi yerli tohum, sağolsun, Mustafa Ülgen getirdi, çıkardı ambarından taşıdı bize köyünden.

Tam toprak adamı; hızlı, becerikli, süper aşçı, işinde ehil, mutlu çiftçi.. Bize geldi, paha biçilmez yerli tohumlarından getirdi, tecrübelerini içirdi, yemeklerinden yedirdi, yüzümüzü güldürdü, bu projeye başlangıç ivmesini verdi, gitti.. Yine gel Mustafa, e mi?

Ufak ufak toplanmaya başladık, yaz ayı cıvıl cıvıl olan derenin kıyıları yılın bu zamanı sabah saat 10'da daha uyanmamış. Yağmur hafif yağıyor. Yolda giderken, bugün arsayı traktörüyle sürecek olan Mehmet Abi'ye uğruyoruz. Oğluyla kendi ürünlerini sattığı tezgahlarının başında. Günaydın dedik, merhaba Mehmet Bey dedik..

Olmuyor ki, köylüye bey deyince olmuyor işte, ama alışıcaz. Alpay diyor ki Mehmet Dayı diyeceksin, abi diyeceksin, samimi olucaksın, onun dilinden konuşacaksın.. Öğrenicez, yavaş yavaş.. Bugün bu sürme işi olmaz diyor Mehmet abi, bak hava yağacak, çamur olacak. Siz bu çiftçiliği kolay iş zannettiniz, bu havada bişey yapılmaz diyor. Haklı, toprağın tavı diye bişey var. Ama biz tavımızdayız, o gün yol almak istiyoruz. Tamam diyoruz, öğlen araziye tekrar bakıp karar vermek üzere ordan ayrılıyoruz, ve araziye doğru sürüyoruz. Yolda durup dün bizimkilerin ayırttığı kazma, kürek, el arabası, eldiven ve bikaç şey daha alıyoruz. Yerel ekonomiye katkıya önem veriyoruz. Bölgemizden almaya çalışıyoruz herşeyi.

Vardık, yavaş yavaş çoğalıyoruz. Arsayı geziyoruz, gözler parlıyor, düşündüğümüzden de güzel! Engin'in sevinçten parlayan gözlerini unutmayacağım. Herkesin kafada fikirler uçuşuyor, hayaller konuşuluyor, buraya şunu yaparız, şuraya şunu. Hiç teklifsiz, herkes işin bi ucundan tutuyor. Doğan semaver getirmiş, hemen altına ateşi yakıyor, çay suyunu koyuyor. Engin de köye gitmişti, elinde küçük bir sobayla geldi :) Uzun otları sökün demişti Mehmet Abi, eldivenleri giyip başlıyoruz. Az sonra traktörle beliriyor, hava süper. Kapalı ama soğuk değil, istiyor ama yağmıyor. Giriyor tarlaya Mehmet Abi, toprak canlanıyor sanki, bu işten anlamayan bizler bile, 'toprağın tavında olması'nın ne demek olduğunu görüyoruz. Adam eksen çıkacak gibi doğurgan, bereketli toprak. Toprak kalitesi iyiymiş, sulakmış, anlayanlar böyle diyor.

Mıntıka temizliği yapıyoruz bu arada. Sınıflıyoruz: işe yarayacak atıklar, çöpler. Az sonra Alpay geliyor Mustafa'yla. Onlarda sabahtan el aletlerini alabilmek için Eminönü sobacılar çarşısında çalıştılar. Tam biz de çayları koymuştuk, ama Mustafa durur mu, gelir gelmez hadi diyor, başlayalım. Bu arada Mehmet Abi de ilk turu bitiriyor. Alıyoruz buğdayları, duayla işe başlıyoruz.

Mustafa'nın ardından tekrarlıyoruz: Kurda, kuşa, aşa... İlk tohumumuzu atıyoruz, bereket olsun, can olsun.. Mustafa'yı izlemeli, kolu açıyor, çok güzel bir hareketle parmakların arasından eşit olarak tohumları toprağa saçıyor. Arsada yan yana yürüyerek, aynı hatta savuruyoruz 'can'ları. Aman ne keyif.. O kadar acemiyiz ki, o güçle savurduğumuz tohumlarla birbirimizi şişliyoruz! Eve geldiğimde üstümden buğdaylar döküldü, siz düşünün.. Arazinin yarısına buğday ekiyoruz, sarı buğday, yerli tohum.. Diğer yarısına da bezelyelerin içine biraz bakla katarak yine aynı şekilde atıyoruz. Mustafa'yı izliyoruz, telaşsız, teklifsiz, keyfini çıkararak, mutluluğun resmini yapıyoruz, mutluluk ekiyoruz, mutluluk biçicez bu kesin!

Tohumları ekmeye başlamadan, Mustafa topluyor bizi, kürek, kazma, alet edavatları saplarına sabitleme işlerini yapıyor, anlatıyor. Sabırla tek tek orak nasıl kullanılır, kürek, kazma, uygulamalı gösteriyor. Çapalarken vücut nasıl pozisyon alacak, (ki buna çapa yoga denirmiş :)), ekerken, biçerken... Biz şehirliler için, bizim anlayacağımız dilden :)  İlk olarak birbirimizi yaralamadan, ve sonra olmadık yerlere vurup kesici yüzeyi köreltmeden orakla yabani otları kesmeye başlıyoruz..

Başlıyoruz diyorum, çünkü daha çok iş var. Öncelikli olarak bu cumartesi yapılacak buluşma için yer açmalıyız. Her yer yabani ot, hatta küçük, daha 3-4 yaşında ağaç filizleri var yaşam alanı olarak planladığımız bölgede. Bu filizlere zarar vermeden yabani otlardan temizlemeliyiz alanı. Hava serinlemeye başlıyor, bir çay molası daha. Peynir, ekmek, domates, salatalık, Dogan'ın keki! Mustafa bu arada, bu zamanda neler ekebileceğimizi anlatıyor, soğan ve sarımsağı nasıl ekeceğimizi uygulamalı olarak gösteriyor. Köyünde köylüler ona soruyorlarmış: Turp otuyla nasıl mücadele ediyorsun? Mustafa'dan cevap: Yiyoruz :) İsteyenlerle turp otu topluyoruz, nasıl pişirileceğini konuşuyoruz. Sobada hemen ordan topladığımız biberlerden közleyip atıştırıyoruz. 

İlk gün çok verimli geçiyor, eve gelince yorgunluğu anlıyoruz. Mustafa, kanınıza girdi mi bu iş, her hafta ektiklerinizin ne kadar büyüdüğünü görmeye, koparıp yemeye can atacaksınız diyor.. Öyle ya kim bilir, yoğurt yapınca ertesi gün tuttu mu diye açmayı, ekmek yaparken kabardı mı diye bakmayı nasıl heyecanla seviyoruz, bu da öyle olacak.. Çocuklarla açık havada geçireceğimiz paha biçilmez zaman da cabası.. Bu zehri aldık, çocuklarımıza da vericez, adı: şehir yaşamı için panzehir! Bir kere al, bi daha vazgeçemeyeceksin! 

Özge kocer

Okunma 8135 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 23 Eylül 2015 13:25

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.