Permakamp, Riva Öğümce köyünde, Cam Ocağı Vakfı’nın hemen yanında bulunan bir ortak yaşam alanı. Yaklaşık 3 yıl önce, kendi ortak yaşam alanını oluşturma, temiz ve gerçek gıdaya ulaşma ve bu üretken, doğayla iç içe yaşam tarzını kendi çocuklarına da deneyimletebilme amacıyla bir araya gelen insanların oluşturduğu bir komünite de diyebiliriz aslında.

Kamp arazisi yoğun yağmurdan soğuk ve ıslak. Dere capcanlı. Yürüyüş rotamız hep aynı ama mevsimin getirdiklerine göre her daim farklı. Mesala bu defa buğday tarlasına saplanıp kaldık yarı yolda. Çocuklara aman durun sakın demeye kalmadan hepimiz yapışıp kalmıştık balçıklara :) Ayaklarımızı çektik kurtardık çizmeler çamura saplanıp kaldı :)

Bu sene arazide ikinci yilimizi bitiriyoruz.. Kurulan dostlukların, yakılan kamp ateşlerinin, soğuk günlerde beraber içilen sıcak çorbaların ikinci yılı.. Evrildik.. Kimi zaman gittiğimiz yolumuzdan çevrildik, bir yenisine girdik, sevindik, üzüldük, ama güzel bir yerdeyiz... Tam da o 'iyi ki başlamışız bu işe' dedirten, güzel yarınlar için umudumuzu canlı tutmaya yardım eden yerdeyiz. Zor gecelerin sabahında koşarak gidip ellerimizi toprağa gömdüğümüz yerdeyiz.. Yeşereceğini bilerek, yeşereceğini bilerek..

Bizim Şenlikler böyle. Şehrin ürettiği hurdaların peşindeyiz.Yaptığımız kovalamacanın sonucuna bir dostumuzun duyarlılığı ile ulaştık. İşimize yarayabilecek bir çok parçanın olduğu hurda TIR kapımızda. Bu 3. kamyon diyebiliriz. Daha önce gelen kamyonlar gerçekten küçükmüş. Birde kablo rulosu gibi büyük parçalar vardı daha önce. Şimdi TIR bildiğin incik- cıncık dolu. Hepimizin gözü korktu.

 "İnsanı toplumun bir üyesinden ziyade Doğa'nın bir sakini, ya da onun ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmek istiyorum" diyor Henry David Thoreau.

“Serbest gezen çocuklar” başlığı altında, her yaştan çocuklarla birlikte, parçası olduğumuz doğayı ve kendi doğamızı idrak etmeye çalışıyoruz.

 Malaga kıyılarında fakir bir Musevi balıkçı yaşamaktaydı. Adı Behmuaras, soyadını ise bilmiyoruz. Şimdiye dek kaydına da hiç rastlanmadı. İşte bu balıkçı her gün balığa çıkar, tuttuklarının yarısını satar, diğer yarısını da eve, ailesine götürürdü. Üç çocuğu vardı ve en küçükleri en çok torik balığını severdi. Balıkçı da onun torik balığı yemesine özellikle dikkat ederdi.

Permakamp, şehrin kendilerine dayattığı hayat şeklinden memnun olmayan 25 ailenin ortak girişimidir. Bu aileler şehirden uzaklaşmaya gerek kalmadan hafta sonları çadırlarını alıp çoluk çocuk doğaya koşuyorlar. Beykoz’daki Permakamp’da doğayla dost, çocuklardaki doğa bilincini pekiştiren, ihtiyaçlarını kendileri üreten bir topluluk yaşamı deneyimi yaşıyorlar.

Bu aralar her hafta sonu kampa giderken artık hava soğuyacak, artık bunlar son çadırda kalmalar diyoruz aramızda. Sonra bir bakıyoruz bir dahaki hafta da güneş gülüyor, hop haydi cadırları yine kur. Soğukta sıcakta, hele de yağmurda, çadırın tadı bambaşka..

Geçen hafta kampta çok kalabalıktık. Pek çok misafirimiz vardi, hava da çok güzeldi. Misafirlerimiz ve çocuklarımız çok keyiflilerdi.. Bir de koca bir kazan aşure kaynatıp yeni sene icin güzellikler diledik.. Bir pazar günü daha tatli nasıl olabilirdi ki?

Sayfa 3 / 9

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

S.S.Permakamp
Riva Tüketim Kooperatifi

V.D. - Zincirlikuyu 7280400079
Adres - Gülbahar Mh. Avni Dilligil Sk. Akün Apt. No:20/4
İletişim : info@permakamp.com