26 Şub

Serbest Gezen Bir Okul - BEM İlkokulu - Kirlenmekten kim korkar?

 

Bugün BEM ilkokulu  bizimleydi. Artık kışın son günleri. Ara ara güneş kendini gösterse de halen soğuk ve yağmurlu havalar ağırlıkta. Bir gün içerisinde 3 mevsimi yaşıyoruz neredeyse. Sabah kapalı ve yağmurlu başlayıp  öğlene doğru karın atıştırdığı ve öğleden sonra da güneşin açtığı bir gündü bugün. Sabah Dom ve mutfakta yandı kuziler sıcacık karşılamak için çocukları. Çıtır çıtır ateş sesi eşliğinde bekliyoruz minik ziyaretçilerimizi gözümüz yollarda. Ve servis gelince başlıyor güzel bir gün daha. Çocukların servisten iner inmez Permakamp'a doğru heyecan ve istekle koşmaya başlamaları tarif edilemez bir mutluluk.  Aradan 3 hafta geçmiş olsa da görüşmeyeli, halen o sıcaklıkla kuçaklıyoruz birbirimizi. :)

Dom'a çantaları bırakan hemen dışarıya atıyor kendini. 15 dakikalık serbest oyun zamanının ardından ikiye ayrılıyoruz.  Bir grup ellerini yıkayıp Nesrin ile ekşimayalı ekmek atölyesine girerken diğer grup benimle Dom'da doğal mum atölyesine başlıyor. Balmumundan tarçın kokulu mumlar yapıyoruz birlikte.  Çocuklar ile mum yapmaya başladığımdan beri onlar için bu atölyenin bir çok faydası olduğunu gözlemledim. Mum fitilini hazırlayıp sabitlerken  ince motor becerilerini kullanıyorlar. Kimi hemen gördüğünü yapabiliyor, kimi biraz uğraşıp yardım istiyor. Bu aşamada da  bitirenler hemen arkadaşlarının  yardımına yetişiyor. Sıcak mumu kavanozlara koymak da ayrıca  dikkat gerektiriyor. Tabii ki bir de sabırlı olmak var bu işte. Mumun bir kaç kez daha erimesini bekleyip kavanoza eklemek de işin zaman alan ve sabır gerektiren kısmı. Bir kaç turdan sonra dışarıya çıkmak için sabırsızlananlar olsada hepsi ellerinde  tarçın kokulu doğal mumlarıyla atölyeyi tamamlıyor. Onlara hak vermiyor da değilim aslında. Dışardaki oyun zamanı çok da değerli nede olsa :) 

Ve yemek zamanı. Sıcacık Dom'da, masada dumanı tüten çorbamız ve ekşimayalı ekmeğimiz  bizi bekliyor. Ellerimizi yıkıyoruz ve afiyetle  içiyoruz çorbamızı. Ardından başlasın açık alanda serbest oyun zamanı.

Öğleden sonra tüm ekip ormana gitmeden önce toprak fırını inceleyip ekmeğin içinde nasıl piştiği üzerine konuşuyoruz. Ardından grup Mehmet ile ormana giderken biz de toprak fırınımızda ekmekleri pişiriyoruz. Meşakatli bir iş toprak fırınında ekmek pişirmek. Öyle elektrikli fırında ekmek pişirmeye benzemiyor. 3 saat önceden yakılıyor fırın. Yeterli ısıya ulaşıncaya kadar ale alev yanıyor. Ancak ateş köze dönüp alev bitince ekmeler atılabiliyor ve sık sık da konrol istiyor.  Bir deneyim işi bu iş. Bu kadar uğraşa lezzetli ekmeklerimiz de ödülümüz oluyor. 

Orman  gün içinde yağan yağmurla bol çamurlu ve kaygan. Bu da çocuklar için ayrı bir eğlence oluyor. Bata çıka, düşe kalka, her fırsatta kaya kaya tamamlayıp dönüyorlar orman yürüyüşünden. Ateşimiz ve mısırımız hazır karşılıyoruz yorulmuş ekibi. Dönemin başında kirlenmekten korkan ve her orman yürüyüşünde çamurlanınca ve diken batınca ağlayan küçük arkadaşımız gururla gelip nasıl çamurda kaydığını, dikenlerin battığını ama hiç önemsemediğini anlatıyor bize. Üzerindeki çamurları gösteriyor ve artık kirlenmekten kormadığını söylüyor. Hep birlikte kutluyoruz kendisini ateş başında mısırlarımızı yerken. Uğraşlarımız denizde bir kumtanesi gibi görünsede böyle dönüşümlerin parçası olmak  ve iz bırakabilmek bize mutluluk veriyor, cesaretlendiriyor ve doğru yolda olduğumuzu hissettiriyor.

Bir  Permakamp günü daha tatlı bir yorgunluk ve keyifle sona eriyor.

Toparlanıp kampdan ayrılma vakti. 

Seteney Koz

 

Okunma 191 defa Son Düzenlenme Pazar, 17 Mart 2019 22:34

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com