27 Kas

Serbest Gezen Bir Okul - YeniOkul İlköğretim - Ormanda yürümek için harika bir gün

Yeni Okul Bizimleydi Bugün. Hala tatlı bir sonbahar havası var. Ormanın koyu kahverengi zemini, yaprakların sarısıyla ve sonbahar ışığının parlak renkleriyle çok güzel bir kontrast oluşturuyor. Hava ılık, ve mis gibi kokuyor. Ormana uzaktan bakınca bakır renkli ağaçları görüyorsunuz. Kahverenginin ve sarının bakır tonları…

Ormanda yürümek için harika bir gün. Sabah ilk iş Mehmet, ben, 5. ve 6. Sınıflar hep birlikte orman yürüyüşüne çıktık. 3. Sınıf öğrencileri ise Seteney, Nesrin ve Tolga ile Permakamp’ta kaldılar. Bizim ardımızdan 15 dakika daha serbest zaman geçirdikten sonra, açık sınıf çalışması yapmak üzere Dom’a girdiler. Orada sulak alan bitkileri ve hayvanları üzerine Merve Öğretmen ile birlikte okumalar yaptılar. Ardından arazideki sulak alanları dolaşıp göletimizde yaşamaya başlayan kurbağaları gözlemlediler. Açık sınıf çalışmasını bitirince Nesrin’le birlikte turşu kurmak ve Seteney’le de bahçe işleri yapmak üzere iki gruba ayrıldılar. Seteney’le çalışan ekip önce tohum topları hazırladı serada, bahar geldiğinde toprağa atmak üzere; sonra da göleti derinleştirme işine daldılar. Gölet ne kadar derinleşirse doğal habitatı da o kadar çeşitleniyor.

Orman ekibi olarak biz ise bu esnada ormanın derinliklerine doğru uzun bir yol tutturduk. Daha önce yürümediğimiz yerlerden geçip uzun soluklu bir orman yürüyüşü gerçekleştirdik. Toprak kaygan, etraf elbette diken dolu. Yamaçlardan kayarak iniyoruz ve biraz sonra da başka bir yamaçtan yukarı tırmanıyoruz. Zorlu bir yürüyüş. Orman yürüyüşlerinde niyetimiz ormanla bağ kurmak, zorluklarıyla beraber ormanı sevmek ve içinde kendimizi rahat hissedebileceğimiz anlar yaratmak… Yürürken pek çok şeyin peşindeyiz. ‘Sıkılmaktan vaz geçebilir miyiz?’ veya ‘Yapamayacağımıza inandığımız şeyleri yavaş yavaş aşabilir miyiz?’ ‘Sürekli aynı yolu yürüyerek daha önce fark etmediğimiz şeyleri görmeye başlayabilir miyiz?’ Yorulmaya ve sıkılmaya tahammül edemeyenlerin çoğunlukta olduğu bir ekiple ormanda yürürken kendi sınırlarımızı esnetmeye çalışıyoruz.

Tekrar tekrar deneyimleyerek küçük küçük esnetebileceğimiz sınırlar bunlar; zira bu duygular hayatımıza kuvvetlice kök salmış durumda. Orman yabani doğası gereği zor, ayrıca her yer birbirinin aynı. Çamur, kaygan zemin, diken ve ağaç... İniyoruz, çıkıyoruz, yürüyoruz ama her yer aynı. Orman kendimize ve etrafımıza bakmak için fırsat veriyor bize. Şimdi buradayız ve buradan uçarak çıkıp kurtulmak mümkün değil; mücadele etmek ve devam etmek gerekiyor. Yürüyüşü tamamlamak en büyük deneyim. ‘Sıkılsam da, zor olsa da bu işi ben tamamladım!’ Bu deneyim, zor olan şeylerin de tamamlanabileceğine dair önemli bir ipucu. Ormanda yürürken ağaçların adlarını öğrenmeye çalışmıyoruz, veya durup hadi bakalım deyip ağaçlara sarılmıyoruz; kendimizle ilgili daha derin bir şeyi görmek için fırsatlar yaratmaya çalışıyoruz.

Ormanda kendimizle ilgili bir şey keşfedebilirsek, ormanı sevip benimsememiz ve yarın onun için bir şeyler yapmaya ihtiyaç duymamız çok olası. Yaban hayatı sevip koruyabilmemiz için önce orada kendimizi rahat ve iyi hissedeceğimiz fırsatları bulmamız gerekiyor. Orman yürüyüşümüzü her zamankinden daha kısa tutarak Permakamp’a geri dönüyoruz. Daha önce de söylediğim gibi bu ekipten bazılarımız kendi sınırlarına sıkıca tutunmak konusunda ısrarcı. Bu sınırlar tüm ekibin sınırlarını belirliyor ve yürümek isteyenleri de peşimize katıp geri dönüyoruz. Umudumuz bir sonraki sefere, yürümek isteyenlerin diğerlerini peşine takabilecek olması. 

Kampta çorba içme, sandviç yeme, bulaşık yıkama ve serbest oyun derken zaman gelip geçiyor. Bu defa 3. Sınıflar Seteney ve Burak Öğretmen’le orman yoluna düşüyor, 5. ve 6. Sınıflar Permakamp’ta kalıyor. Kampta kalanlar için kısa bir süre daha serbest oyun zamanı devam ediyor. 6. Sınıflar bir önceki ziyaretlerinde bir karınca akvaryumu yapma merakı geliştirmişlerdi; açık sınıf çalışması sırasında, bunu gerçekleştirebilmek için gerekli bilgilerin olduğu bir kitabın kılavuzluğunda yoğun ve hummalı bir çalışmaya daldılar, Demet ve Merve Öğretmenler ile birlikte. Karıncalar hakkında okumak, malzemelerin hazırlığı, yapının atık malzemeler kullanarak yapımı çok uzun zaman aldı haliyle. Yaptıkları işe öyle bir zevkle daldılar ki onlara dokunamadık. 5. Sınıf öğrencileri ise Aysel Öğretmen ile beraber sulak alan bitkileri ve hayvanları üzerine okuma yaptılar önce. Sonrasında hep birlikte arazinin sulak alanlarını gezdik. Yer yer suyun içine girip onunla aktık, kimi zaman da belirli bir mesafeden izledik. Derenin kıyısındaki bataklığa ayağımızı sokup balçığın kıvamına baktık.

Sakince durup kurbağaları görmeyi denediysek de, tahminen coşkulu halimizden ürken hayvancıkları görmek için fırsat yakalayamadık. Sulak alan yürüyüşümüzün ardından, daha önceki sefer turşu kurmamış olanlar ellerini yıkayıp Nesrin’le beraber mutfağa girdiler, diğerleri ise Mehmet’le marangozluk birinci seviye testere nasıl kullanılır dersine daldılar. Bu yıl küçük bir çocuk marangozhanesi kurduk. Adım adım alet kullanmayı öğreniyor çocuklar burada ve bahar aylarında kendi oyun alanlarının yenilenmesine ve tadilatına girişecekler. Testere kullanmak zor zanaat. Doğru açıyla tutmak, bastırmadan ileri geri hareketlerle tahtayı kesmek zor iş. Ama bizim bunu öğrenmek, kendi yöntemlerimizi kendi hızımızda geliştirebilmek için zamanımız var. Deniyoruz, tekrar tekrar deniyoruz, ve sonunda kesiyoruz. Vazgeçmeden tamamladığımız bir iş daha! Zaman akıp geçiyor ve ormandakiler de dönüyor. Artık toparlanıp şehre dönme zamanı...

Güneş Savaş

Okunma 244 defa Son Düzenlenme Cuma, 30 Kasım 2018 14:29

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.