12 Mar

Serbest Gezen Bir Okul - YeniOkul İlköğretim ve Ortaokulu - Berdüla’cüz yani Kocakarı Soğukları

YeniOkul İlkokulu ve Meşepalamudu Anaokulu bizimleydiler bugün.Tatlı bir bahar havasının ardından beklediğimiz soğuklar geldi çattı. Hava hem serin hem de yağmur çiselemekte. Güne her zamanki rutinlerimizle başlıyoruz. Rutinlerimiz kıymetli. Bir sonraki adımı hepimiz biliyoruz. Serbest oyun zamanıyla başlıyor gün, sonra ormana gidecekler ve yerleşkede kalacaklar olarak iki gruba ayrılıyoruz. Meşepalamudu öğrencileri, öğretmenleri ve Seteney’in eşliğinde orman yürüyüşüne çıkıyorlar. Biz YeniOkul’un hazırlık sınıfı ile Permakamp’ta kalıyoruz. Kalanlar için serbest oyun zamanı bir süre daha devam ediyor. Saat 10:30’da açık sınıf çalışması yapmak üzere ateş alanındaki banklara toplanıyorlar. Ellerinde kurbağalarla ilgili kitaplar. Açık sınıf çalışması bitince kurbağa yumurtalarını, yumurtadan yeni çıkmış iribaşları ve büyümüş kurbağaları bulmak üzere bizim minik bataklığa gidiyoruz. Kurbağaları görmeye çalışırken her birimiz bir bataklığa saplanıyor; çamurlanıyoruz ama nihayetinde hem kurbağa yumurtalarını hem de iribaşları gözlemleyebiliyoruz.

Aslında mutfak ekibi ve bahçe ekibi olarak çalışmalara ayrılacağız ama bataklığa batanlarımızın temizlenmesi gerekiyor öncelikle. Ardından ayrılıyoruz ekiplere. Nesrin’le mutfakta ekşi maya tırnak pidesi yapanlar ve benimle birlikte nohut tohumu ekmek üzere tarla çapalayanlar. Nohut tohumlarını kocakarı soğukları geçince atacağız toprağa. Bugünkü işimiz tohumlara yataklarını hazırlamak. Çapa yapmak yoruyor ama bir dolu solucan ve börtü böcekle karşılaşıyoruz bu sırada. Bir süre sonra pide ekibi de katılıyor aramıza. Hep beraber çapalıyoruz tarlayı. 12:00 suları ellerimizi yıkıyoruz ve ormandan dönmüş olan Meşepalamudu öğrencileri ile birlikte öğle yemeği için çam ağaçlarının altındaki masalarda buluşuyoruz. Çorbalar, sandviçler ve bol muhabbetli bir öğle molası. Yemek sonrası öncelikle çöplerimizi sınıflarına göre ayırıyoruz; yemek artıkları hayvan dostları kovasına; plastik, peçete ve benzeri atıklar kötü çöp kovasına gidiyor. Bu işin ardından çorba kaseleri yıkanıyor, ve sonrasında serbest zaman. 

Serbest oyun zamanından sonra bu defa biz YeniOkul öğrencileriyle düşüyoruz orman yoluna. Kampta kalan Meşepalamudu öğrencileri hemen ekiplere ayrılıyorlar, Nesrin ile pide yapan ekip ve Seteney ile sebze yataklarına soğan ve sarımsak diken ekip. Biz ise ormanda bata çıka tırmanıyoruz tepelik alana doğru. Ortasında su akan, yukarı tırmanan bir patikada ilerliyoruz. Her taraf yabani çuhalar, orman menekşeleri ve kardelen çiçekleri ile dolu. Uzun bir yürüyüşün başındayız. Tırmanırken arkalarından yetişemediklerimiz de var, geride oflaya poflaya yürüyenlerimiz de. Her şeye rağmen ortaklaşa bir yürüyüş ritmi yakalamaya çalışıyoruz birbirimizden kopmadan. Tepelik alana varınca yine bir serbest oyun zamanı başlıyor. Herkes dilediği şeyi yapmakta serbest. Tek şart birbirimizi görebileceğimiz alanlardan daha uzağa gitmemek. Tüm serbest zamanlar benim en önemsediğim zaman dilimleri. Çocukların kendi meraklarının peşine düştükleri değerli zamanlar. Serbest oyunun ardından ormanın biraz daha derinliklerine dalmaya geliyor sıra.

Benim devrik ağaçlar ülkesi dediğim bir bölge var çok yakınımızda. Ağaçlar ve çalılardan oluşan bir tünelin içinden geçip varıyorsunuz buraya. Etrafta devrilmiş beş altı tane ağaç var. Kardelenler ve çuhalar burada daha gür ve parlak, orman biraz daha yoğun ve karanlık. Yamaçlar ve tepelikler bu bölgeyi daha büyüleyici bir hale getiriyor. Burada tuhaf yamru yumru bir tepecik var, Mehmet buraya Nuh’un Gemisi diyor. Tam bu büyülü alanda etrafımıza bakarken yağmur başlıyor, kokular iyice kuvvetleniyor, renkler canlanıyor. Ağaçlara çıkıp iniyoruz, yamaçlara tırmanıyoruz, etrafta dolanıyoruz. Artık dönüş yolu zamanı. Dönüş yolunda ben çocukların peşi sıra ilerliyorum. Daha önce ağaçlara astığım turuncu kurdeleleri izleyerek dönüş yolunu onlar buluyor. Bu oyunu hep çok seviyorlar. Kurdelelerin peşine düşüp yolu keşfetme oyunu. Yamaçtan aşağı kampa dönüş çok daha kolay. Bu aralar ormanın girişine indiğimiz zaman köyün çobanı Nimet Amca ve onun koyunları, keçileri ve çoban köpeği ile karşılaşıyoruz. Biraz da sürüye bakıyoruz bu fırsattan faydalanarak. Permakamp’a vardığımızda patlamış mısır karşılıyor bizi. Mısır yeme keyfi, üst baş değişimi ve evet yine okula dönme vakti..

Güneş Savaş

Okunma 229 defa Son Düzenlenme Pazar, 17 Mart 2019 22:40

Haber Postası

captcha 

Hakkımızda

Permakamp
Sınırlı Sorumlu Riva Tüketim
Kooperatifi

V.D.
Adres
İletişim : info@permakamp.com