18 Ara

Serbest Gezen İki Okul - YeniOkul İlköğretim ve Meşe Palamudu Anaokulu - Ormanda Yağmur Çamur

Meşepalamudu Anaokulu ve YeniOkul Bizimleydi Bugün. Serin bir hava ve yağmur çiselemekte. Sabah erken saatlerde çimenlerin üzerinde henüz kırağı yok. Artık kış mevsimindeyiz. Kokusu, rüzgarı, yağmuru... Sebze yataklarında pazılar, ıspanaklar, brokoliler, rokalar yavaş yavaş büyümekte. Bakla ve bezelyeler de öyle. Yapay göletimiz su ve yaşam dolu.

Sabah Meşepalamudu öğrencileri ile birlikte ben gidiyorum ormana. Toparlanıp yola düşmek zaman alıyor. Yağmurluklar, şapkalar. Tüm çocuklar hava koşullarına uygun giyindiği için üşüyen yok. YeniOkul öğrencileri Seteney, Nesrin, Tolga ve öğretmenleriyle birlikte Permakamp’ta kalıyorlar. Biz orman yoluna doğru hareketlenince, onlar da açık sınıf çalışması yapmak üzere Dom’a giriyorlar. Aralık ve Ocak ayları boyunca elementimiz hava. Rüzgar, fırtınalar, hava durumu, bulut gözlemi üzerine konuşacağımız bir dönem. Açık sınıfta havadan sudan durumlarla ilgili çalışıyorlar. Biz de o esnada ormanda ilerliyoruz. Geçtiğimiz günlerde çok yağmur yağmadığından ormanda akan küçük dereler toprağın altına saklanmışlar. Biz yine de dere yolundan yukarı tırmanıyoruz. Dere yolu bu mevsimde yürümek için gayet uygun. Tırmanabildiğimiz kadar yukarılara tırmanmaya çalışıyoruz.

Bir kısmımız önden koşarak gidiyor, bir kısmımız arkadan yavaş yavaş geliyor. Köpekler bizimle birlikte yürüyor. Tüm çocuklar köpeklere alışmış durumda; yadırgayan veya rahatsız olan kimse yok. Büyük bir ekip halinde suyun aktığı yöne ters istikamette tırmanıyoruz. Birlikte olmanın, ormanda olmanın tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Kayıp düşüyoruz, ellerimiz çamurlanıyor. Çamurla kavga etmemeyi deneyimlemeye çalışıyoruz. Çamurlu ellerle yemek yiyemeyiz ama çamurlu ellerle oyun oynayabiliriz, yürüyebiliriz ve yaptığımız şeyden zevk almaya devam edebiliriz. Tüm bu orman ve yediğimiz her şey topraktan geliyor. Çamur pis değil, sadece ıslak toprak; toprak ise hayatın kaynağı. Ama üzerimizin ve ellerimizin kirlenmesi çoğumuzun hayatında önemli bir tabu.

Tüm bunları çocuklarla birlikte sorgulayıp sınırlarımızı esnetmeye çalışıyoruz. Yağmurda başımızı önümüze eğmeden dimdik ileri bakarak yürüyoruz. Ormandayız; yağmuru, çamuru yeniden keşfetmek için. Şehirde onlara yüklediğimiz anlamların içeriğini genişletmek için. Yağmur yağarken başımızı öne eğip hızlı hızlı kapalı bir alan bulmaya çalışmak yerine yüzümüzü bulutlara, yağmura çevirerek düşe kalka yürüyoruz ormanda. Yürürken düşmeyi öğreniyoruz, düşünce kalkmayı, kalkarken bir arkadaşından yardım almayı veya bir arkadaşına yardım etmeyi. Düşerken denge sağlamayı ve doğru düşmeyi öğreniyoruz. Ve düşmekten endişe etmeyip yola devam edebilmeyi deneyimliyoruz. Hiçbirimiz  düşmekten endişeli değil, demek ki bu aşılabilecek bir durum. Yürümekten yoruluyoruz ama yine de yürüyoruz. İyice yukarılara yaklaşınca artık durup dinlenme ve yüksekten aşağıya bakma zamanı. Ağaçların tepelerine yaklaşmışız neredeyse. Yapraksız ağaçlar. Tüm yapraklar ayaklarımızın altına rengarenk serilmiş durumda. Aşağıya dönüş yolunda mümkün mertebe bu yaprakların üzerine basarak yürüyoruz. Toprak kaygan ama yataklı yüzeyler daha güvenilir. Keşifler yaparak iniyoruz; mantarlar, dallar... Orman kış sessizliğine sarınmış; sadece bizim sesimiz ve köpeklerin sesi.

Biz ormanda çamurla yüzleşirken, Permakamp’ta kalanlar açık sınıf çalışmasının ardından ekiplere ayrılıyorlar. Mutfakta Nesrin’le kurabiye pişirecek ekip ve Seteney’le bulut avına düşecek ekip. Seteney ile birlikte olan ekip önce, içinde arap sabunu ve bol su dolu bir kaseye pipetlerini sokup hava püskürterek baloncuklar yapıyorlar kahkahalarla. Sonra dışarı çıkıp, ellerinde bir bulut rehberi, biraz okuyup biraz bakınarak bulut gözlemliyorlar. Bizim ormandan dönüşümüzle birlikte yemek zamanı geliyor. YeniOkul öğrencileri mutfakta yerken, Meşepalamudu öğrencileri Dom’da yiyorlar yemeklerini. Önce sıcacık çorbalar içiliyor, ardından sandviçler çıkıyor. Yemek ve bulaşığın peşi sıra bu defa YeniOkul öğrencileri ormana doğru yola çıkıyorlar. Biz kalıyoruz Permakamp’ta. Bu defa önce atölyeler sonra açık sınıf çalışması, çünkü kurabiyelerin pişmesi için zamana ihtiyaç var.

Nesrin’le kurabiye yapacaklar mutfağa gidiyor ve diğerleri benim yanıma Dom’a geliyorlar. Biz de önce arap sabunu dolu kaseye pipetleri daldırıp suyu nefesimizle köpürtüyoruz, sonra da ortaya yerleştirdiğimiz küçük topları pipetimizden üflediğimiz hava ile hareket ettiriyoruz. Yine bir ekip çalışması söz konusu, çünkü topların yere düşmemesini hedefliyoruz. Bu yüzden büyük bir uğraş var. Hem nefesimiz hem dikkatimiz aktif. Rüzgar oyunlarından sonra kısacık dışarı çıkıyoruz, bulutlara bakmaya. İlk önce bulutları pek seçemiyoruz, sonra bir gölge gibi hareket ettiklerini farkediyoruz.

Parlak beyazlığın arasında gri tonları ve havanın hareketini gözlemliyoruz. Rüzgarı ve soğuğu hissediyoruz. Şimdi açık sınıf çalışması zamanı. Çocuklar az önce gördükleri bulutların resimlerini yapıyorlar. Kurabiye ekibinin de katılımıyla Meşepalamudu öğrencileri açık sınıf buluşması için Dom’da öğretmenleriyle bir araya geliyorlar ve Permakamp kütüphanesinden seçtikleri hava ile ilgili kitapları birlikte inceleyip okuyorlar. Gün yumuşakça akıp gidiyor, yağmurla, soğukla, soba ve sıcak çorbayla, bulutlarla ve havayla. Okula dönme zamanı geliyor. Çamurlu kıyafetler değişiyor. Yaşasın! Yedek çorap ve kıyafeti olan çocuklar çoğunlukta bu defa. Temiz ve kuru kıyafetlerle şehre dönmeye hazırız. Permakamp’ın ve ormanın çamuru çantalarımızdaki kıyafetlerde ve hafızamızda saklı.

Güneş Savaş

Okunma 320 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 22 Aralık 2018 12:46

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.